27 Mart 2012 Salı

HİÇ KORKMADIM ARKADAŞSIZ İNSANDAN KORKTUĞUM KADAR

HİÇ KORKMADIM ARKADAŞSIZ İNSANDAN KORKTUĞUM KADAR!...

Hayatım boyunca daima herkesle iyi ilişkilerim oldu. Sıcak kanlıyım,hani derler ya 7 Dünyayla barışık misali;ha o ben işte:)
Güler yüzlü insana dayanamam zaafım vardır. Ama gözleriyle gülecek o insan,hissetmem lazım o anda onun enerjisini,yüreğiyle gülüyor olduğunu hissetmeliyim.
Binlerce insan tanıdım,çeşit çeşit. Adam gibi adamından tutun da,heryeri ayrı oynayanına,aristokrat ayağında,rahibe Teresa zannedip,malın gözü çıkanına,dost bildiğim yılanına,yalanına,dolanına kadar,hatta malın gözü zannedip,rahibe Teresa'dan daha bile delikanlı çıkanına kadar cins cins her şehirden,her mevkiiden insan tanıdım.
Kazıkları da yedim,bu da tecrübe dedim geçtim...Olsun hiç sorun değil,çünkü ben daima emin oldum dostluğumun gerçekten önemli olduğuna.Benim dostum olabilmek,kıymetlim olabilmek gerçekten özeldi çünkü..
Ne aşk hayatımda,ne dostluklarımda asla kıvırmadım. Hoşuma gitmeyen bir durum söz konusuysa dayanamadım söyledim,ha olmadı yazdım:)Anlayan anladı zaten:)
Ama huyu,suyu bana uymayan biriyle de dost olamadım,olmadım arkadaş!Yapamıyorum yani elimde değil.. Ahh canımmmm staylaaaaa yok bende:)
Bildim mesela dost değil de,arkadaş olduklarımın aslında benim dönem dönem arkamdan salladıklarını bile...Bildim ve sustum..Çünkü değmeyecek insanlardı,ne üzülmeye değecek ne de benim onunla laf dalaşına bile girecek olmam bana eksi ve valla benimle ismi anılacağı için artı olabilicekti::Salladım hep yani kısacası:))
Ha bu arada da, daimi duvarımı zaten öyle insanların asla geçmesine de müsade etmedim. E geçit vermeyince de zaten sıkıntı da olmuoo:)
Ben en çok kimden korkarım biliyor musunuz? Yanlız insanlardan..Eğer bir insan,koskocaman yaşa gelip de bir adet bile yakın arkadaşı olmazsa bak ondan korkarım. Nedenine gelince;düşünürüm çünkü neden olmamış ki?niye kalıcı olmamış?arkadaşı olmuş ama niye sürememiş?Hep mi onlar hatalıydı?hiç mi kendinde bir hata bulamadı ya da oturup da düşünmedi?diye...
İşte böyle insanlarla arkadaşlık ederken dikkatli olmak lazım aslında;çünkü kaybedecek bişeyi olmadığı için aranızdaki en ufak münasebetsiz olay karşısında,yaşadıklarınızı,paylaştıklarınızı falan hatta hatta belki varsa çamaşırlarınızı da anında serebilme potansiyeline de sahip olabilirler..Valla iyisi mi daimi mesafe!
Kısacası diyeceğim;dostlarımızın arkadaşlarımızın,kıymetini bilelim valla çok yoklar aynı kafadan!

Sevgiler...

"SATİRİASİS" (ERKEKLER OKUSUN!):)))

"SATİRİASİS" (SİZE YUNANCA, HARİKA BİR ŞEY DEMİYORUM AMAN DİKKAT!!.....)


Geçenlerde internette birşey arıyordum ki ,gözüme kel alaka bir haber ilişti; Bu haber içeriği Türkiye'de de bilinen bir erkek şarkıcımızın ortaya çıkan bir hastalığıyla ilgiliydi. Bu adamcağız Allah'tan yol yakınken dönmüş ve yurtdışına giderek uzun süre tedavi görmüş "SATİRİASİS" denen bu illet hastalıktan kurtulmuş....
Bu hastalık, malesef adamın aklını alıyor desem daha doğru olur. Erkek,her objeyi kadın olarak görmeye başlıyormuş. Mesela;bir çay bardağının kıvrımlarının dahi bir kadının kıvrımlarını anımsattığını dile getiren hastalarla karşılaşılmış zaman içerisinde...
Erkek; günde 10 defa bile sevişmeyi isteyebilirmiş. Ancak öncelikle belirtmeliyim ki; Erkek cinselliği bilinmeyenlerle dolu olduğu gibi,sevişmeden zevk alan her erkek,veya "tek çiçekle bahar geçmez "edasıyla daldan dala atlayan erkekte bu hastalık yokmuş. Dünyada yapılan araştırmalar,tüm erkeklerin öncelikle bu durumlarıyla gurur duyduklarını belirlemişler. Ancak daha sonrasında; statü kaybı, aile kaybı, iş kaybı derken... intihara kadar giden vakalarla karşılaşılmış bu hastalık yüzünden. Çünkü, iradeyi,aklı,ahlakı ayaklar altına alarak kişiyi kadın peşinde koşan bir kurt şekline getirmekteymiş. Hayata bakış açıları genellikle karamsar olurmuş bu tür hastalığı olan erkeklerin. Devamlı bir acındırma ruh hali içerisinde olurlarmış. Bu tip erkek için; kadının güzelliği, çirkinliği, konumu, sohbeti gibi önemli detayların asla önemi olmazmış mühim olan eylem olurmuş. Farklı eşlerle cinsel etkinliklere girme dürtüsünü yenemediklerinden dolayı, bu iş bir bağımlılık haline gelmiş araştırmalar sonucunda. Genelde 25- 50 yaş arasındaki erkeklerde görülürmüş.
Kadından kadına koşan, günümüzde "playboy" tabir edilen erkeklerin, gerçekte çocukluktan başlayan çok önemli sorunları olduğunu düşündüm hep ben. Sadece ben değil, bir çok psikolog da bunu düşünüyor yaptığım araştırmaya göre. Halbuki ,skor peşinde koşarken bir yandan zafer kazandığını düşünen erkeklerin aslında ciddi ciddi altta yatan aşalık duygularını saklama çabalarını hissettim daima. Ne mutluyum ki internette de bunu onaylayan doktorlar buldum:)
Haklıymışımmmm yaşasın!...En önemli konu da bu hastalığa yakalanmış erkeklerin gelişmiş ülkelerde yaşayan, ama alt seviyeden gelmiş olan erkekler olduğu saptanmış. Ne garip ki psikiyatristler de playboyların içinde bilinçdışı homoseksüalite olduğunu, bu eğilimlere karşı savunma olarak zorlantı çizdiklerini düşünürlermiş genellikle.
Eeeee zaten sonunda olacağına bakın yani...Doyumsuzluk,tatminsizlik adamı herşey yapar valla!....
Bunun yanında sizler için araştırdım;
Satiriasis hastalığının başlıca nedenlerinden bazıları aşağıdakilermiş:
*Çocukluğunun sevgisiz veya düzensiz bir ortamda yaşanmış olması
*Ruhsal bozukluklar
*Kalıtım yani genetik faktörler
*Organik beyin hastalıkları vb...


EN ÖNEMLİSİ TEDAVİSİ VAR MIYMIŞ BU SATİRİASİS'İN??..


Çokkkk zormuş...Psikoterapi, ilaç tedavisi derken minimum 6 ay zaman alıyormuş... Eee bunu da ben eklemem lazım en önce; hasta, yürekten adam gibi adam olmayı istemelidir muhakkak.
Psikolog Doç. Dr. Cem Keçe;
"Eğer,kendimi seks yapmaktan alamıyorum, günün her saatinde fantazilerle geçirdiğim oluyor , işlerimi de artık aksatıyorum, arkadaşlık ilişkilerim de zarar gördü ve ben bundan suçluluk duymaya başladım. Sabah başka, öğlen başka kadınla oluyorum. Eve gidince de karımla birlikte oluyorum. Ailemle yada dostlarımla vakit geçirmek varken, hangi kadınla buluşsam diye düşünüp, plan yapıyorum"diyorsanız uzmana danışmanız gerekiyor demiş beyler!....
Bir de örnek vermiş;
"Hiperseksüalite terimi ilk olarak John F.Kennedy'nin ‘‘dört saat seks yapmadan duramam’’ sözüyle gündeme geldi. O dönemde böyle bir hastalık bilinmediği için ancak yıllar sonra tanısı konabilmiş. Kennedy, hiperseksüel bir erkekti. Kardeşi Edward Kennedy'nin seks bağımlılığı ise sevgilisiyle kaza yapınca ortaya çıkmış ve siyasi hayatı sona ermişti" diye.
Yani ne diyoruz?...atın ölümü arpadan olmasın bence dikkatli olmakta fayda var limitlere:)))


Sevgiyle kalın.....


Var sa sevgilinizle kalın, evliyseniz eşinizle kalın diyelim o halde....

KIRLANGIÇLARI KOVALADIK MI?


KIRLANGIÇLARI KOVALADIK MI?
Bir düşünün bakalım, acaba siz bugüne kadar pencerenizden kaç kırlangıç kovaladınız?

Yine yağmurlu bir İzmir gecesi, evimde yazımı yazacağım. Düşünüyorum ne yazsam diye. Aslında, günler öncesinden bir arkadaşımla sohbetimiz sırasında benimle paylaştığı "kırlangıç ve güvercin" arasındaki farklar ve biz insanların da karakterlerinin benzerlikleri ile ilgili derin konuşmamız aklımdan gitmemişti... Anlayacağınız takmıştım kafaya özellikle kırlangıçları...

Sonra başladım araştırmaya kırlangıçları. Derken öyle güzel bir hikaye ile karşılaştım ki, bıraktım kenara şimdilik kafamdaki her yazacağım konuyu ve bu güzel öyküyü paylaşmayı tercih ettim...

Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş. Pencerenin önüne konmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra, küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş. Tık..... Tık......Tık...

Adam cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş.. Meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç! Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış. "Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini niçinini sorma. Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım."

Adam birden parlamış: "Yok daha neler? Durduk yerde sen de nerden çıktın şimdi? Olmaz, alamam" demiş. Gerekçesi de pek sersemceymiş: Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana aşık olur mu?

Kırlangıç mahçup olmuş.Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş,gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş: "Adam, adam!Hadi aç artık şu pencereni.Al beni içeri! Ben sana dost olurum.Hiç canını sıkmam!"

Adam kararlı, adam ısrarlı: Y"ok ,yok ben seni içeri alamam demiş.Biraz da kaba mıymış, neymiş lafı kısa kesmiş. İşim gücüm var, git başımdan." Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş: "Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri.Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım.Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım.Pişman olmazsın, seni eğlendiririm.. "

Birlikte yemek yeriz, bak hem de sen de yalnızsın' yanlızlığını paylaşırım" demiş. BAZILARI GERÇEKLERİ DUYMAYI SEVMEZMİŞ! Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş: "Ben yalnızlığımdan memnunum" demiş . Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş.Kırlangıç , son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca,başını önüne eğmiş, çekip gitmiş. Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş: "Hay benim akılsız başım" demiş, "ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, keyifli vakit geçirirdik birlikte."

Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş.Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş: Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir.Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim. Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş.Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama...... Onunki hiç görünmemiş. Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış.Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.Olanları anlatmış. Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:

'Kırlangıçların ömrü 6 aydır. Hayatta bazı fırsatlar vardır, sadece bir kez elinie geçer ve değerlendirmezseniz, uçup gider"

Hayatta bazı insanlar vardır, sadece bir kez karşınıza çıkar, değerini bilmezseniz kaçıp giderler. Ve asla geri dönmezler. Dikkatli olun! Farkinda olun! Ve bir düşünün bakalım; Acaba siz bugüne kadar pencerenizden kaç kırlangıç kovaladınız?

Ben hikayeyi okuduktan sonra arkama yaslandım ve düşündüm kendi adıma "kaç tane kırlangıç kovdum" ya da "kırlangıcın yaşadığını yaşadım." Bunun cevabı bende saklı. Ama şükürler olsun ki pişmanlık duyacağım bir şekilde asla kimsenin kalbini kırmadım!

Özellikle bahsetmeyecektim şu Sevgililer Günü durumundan, ancak yine konu döndü dolaştı oraya geldi bu öykü ile. Lütfen elinizdekilerin kıymetini bilin! Hele ki bir kadını mutlu etmek kadar kolay bir şey yok bana göre. Her zaman söylediğimi tekrarlıyorum; sevgilim sevgililer gününde beni mutlu edecekse aman orda kalsın. "Gülü bir gün, seni hergün" istiyorum, istiyoruz, eminim.


Sağlığınız ve huzurunuz, vicdanınız yerinde, kırlangıcınız dibinizde, paranız cebinizde olsun!

5 Mart 2012 Pazartesi

HİÇ BİR ZAMAN NE SENİ NE DE ONU UNUTAMAM..UNUTAMAYIZ..

       

         Bugün çok özledim seni yine....

Sanırım yokluğuna tahammül edebilmemin en önemli dayanağı hem birgün kavuşacağımıza emin olmak,hem bedenen gitmiş olsan da bir melek gibi hep yanımda olduğuna emin olmam!....Ve; belki de gittiğini beynimde red etmem aslında....
Sonrasında seni,evindesindir diye hayal edip rahatladığım zamanlarda,gün geliyor sesini duyabilmeyi istediğimde.......Ah işte onu istediğimde,sarılmak istediğimde bulamıyorum ya seni!...Acıyor hala canım be abim....
Hani o unutamayacaklar vardı ya seni.....Kabrine kaç kez gelmişlerdir,gelemeselerde kaç dua okumuşlardır senin için bilemiyorum..Gerçi o kadar tuhaf ki,boğazımı yakan,kalbimin ta ortasına oturan o ağırlık var ya o ağırlık,gene kanın olanlarda,anacığında,ve biz kardeşlerinde vardır eminim...
Hayat öyle ya da böyle birşekilde devam ediyor ve gün geliyor o gün sıkıntılarla boğuşmaktan,hayatın yüklü sorumluluklarından,sorunlarından.....Seni o gün düşünmemiş olduğuma üzülüyorum bile...24 saat nasıl da aklıma gelmemişsin diye kızıyorum kendime....Ama senin,seni asla unutmadığımızı bildiğine o kadar eminim ki.....Seni çokkk özlediğimizi bildiğine eminim abim...
Sana mezar taşına yazdığım kısa şiirle bugün veda ediyorum....





"BANA BAK VE OKU BUKEZ DUALARINI BENİM İÇİN


  HAYATI YAŞADIM HEP İNSANLIK İÇİN.

  SEVDİM HEP KELEBEĞİ,SOKAKTAKİ KARINCAYI BİLE

 İNCİTMEDİM KİMSELERİ,KIRMADIM BEN KALPLERİ

 SENDEN DAHA ÇOK SEVİYORMUŞ BENİ YÜCE RABBİM

 ELBET KAVUŞACAK BİRGÜN RUHUMUZ,SENİN YANINDA HEP KALBİM.



SAKIN AĞLAMAYIN,ÜZÜLÜRÜM YOKSA..

SİZİ GÜLEN GÖZLERLE,MUTLU İSTERİM HEP OYSA

DÜNYA GÖZÜYLE HEP MÜCADELEYDİ,YAŞAMAK BUYSA

ŞİMDİ HUZUR İÇİNDE BABAMIN YANINDAYIM,BU SONSA"


Ne sen ne de Eso unutlabilecek adamlar olmadınız!dünya döndükçe;şanınız,adamlığınız nesillerden nesile anlatılacak.....