Senelerdir az ve öz mekanımız vardı Çeşme'de.Hepimiz birebir tanırız sahiplerini,arkadaşlarımız,dostlarımızdır hepsi. Anıtımızın bile dikilebileceği boyutlara gelmişliğimiz de vardır bazı mekanlarda. O kadar çok gittik ki,belki yazın evimizden çok oralarda zaman geçirdik hepimiz.
Yeribizde, ayrı olan bu mekanlar gerçekten de gönlümüzde taht kurdu yıllar boyu. Herkezin iş yapmasını istedik hep,desteklerimizi asla esirgemedik kimseden. Hatta biz İzmir'li de İstanbul'dan gelip de arkadaşımızın ekmeğini almak da ne demek? arkadaşımız kazansın diye. Gitmedik onların mekanlarına hiçbirimiz.Kimler geldi bu Çeşme'mize her sezon,İstanbul'un en meşhur markaları geldiler ama bir sonraki sezon yoklardı.Çünkü,bizler tutucuyuzdur biraz.Bir kere meraktan gideriz,hadi iki kere olsun belki...Ama huzurlu olabileceğimiz,kapısından,garsonuna tanıyacağımız mekanları tercih ettik herzaman.Biz böyleyiz çünkü!.....
Sonra bu yaz bir baktık ki Alaçatı,Çeşme Marina,Alaçatı Marina,Ayayorgikoyu derken maşallah adım başı mekan açıldı.Bırak İzmir'liyi ,İstanbul,Ankara duyan gelmiş durumu oldu!....
Bana göre aslında bu sadece bir rüzgar...Sezonluk surf rüzgarı gibi:)))
Bizler tek tek gittik bir kaçına. Benim durum belli,ben zaten gece de çalışıyorum bu ara. Dolayısıyla heryere yetişmeye çalıştım kısmen. Eskisi gibi çok da çıkamıyorum.Ama ilk kez hayatımda bir mekana gittim arkadaşlarımla birlikte. Ne kapısını tanırım,ne yolunu bilirim. Aynı şekilde yanımdaki arkadaşlarımda benim durumumda. Kulaktan duyma bu son zamanlarda ismini duyunca neymiş bu Reiders dedik ve gittik...
Öncesinde bizim mekan Tuval-ınn Alaçatı'daydık.Demişlerdi ki;geç vakit gidin oraya.Peki dedik,yola çıktık.
öncelikle belirtmem lazım yol boyu "aman Allah'ımmm bu yol bitmiyecek galiba","önümüzü göremiyoruz toz dumanından","tanıdık var mıdır acaba içerde" gibi bıdır bıdır konuşmalarla upuzunnnnn bir yol,hatta dere tepe düz gittik.
Otoparka ulaşmamız epey zaman aldı ve yol kesmiş,tahminimce Karadeniz kökenli olan ve bence ilk kez bu görevde olan bir bey bize "uyyy gidemezsiniz ileruuu" dedi.
Eee bu yer nerde,çok yürüyecek miyiz buraya park edersek? dedik. o bize "birazcuk yürüyeceksunuz ama korkmayun" dedi:))
Peki dedik başladık yürümeye.Bu sırada yine sıra sıra park halinde olan araçlardan birinde bir arkadaşıma rastladım.Ayak üstü konuştuk.Ne yapıyorsun sen burada arabanın içinde dedim.Cevap olarak düşünüyorum,arabanın ruhsatını yanıma alayım diyorum,sizde alın bence araba buraya mı park edilir yahu dağ başı gibi diyince;manevrayla arkadaşım arabaya gidip ruhsatı aldı:) Ne me lazım risk almayalım dedik.
Kapıda bizim gazete satan çocuklardan birini görünce,ne yalan söyliyeyim "eski bir dost görmüş kadar sevindim"
Sonra kapıya geldik. EN ÖNEMLİ KISIM:)
Bıyıklı,kel kafalı bir amca elinde sinema bileti gibi bir bileT koçanı ile merhaba kardeş dedi...
20 TL alayım..Aaa dedik içerde hesaptan alsanız falan? yok kardeşş dedi. E peki amca biz alışık değiliz ki öyle şeylere,valla karizmamız çizilecek demedik artık.Herşeyin bir ilki var bu da ayrı heyecan dedik ve aldık biletimizi,sonrasında çerçeveletmek üzere evlerimizde koyduk cebimize:)))
İçeriye girdik;köyden indim şehre misali aval aval herkeze bakıyordum. Tanıdık var mı derken bir baktım epeyce var hemde!....İzmir-İstanbul bir dolu arkadaşıma denk geldim. O kadar komikti ki,İzmir'lilerle karşılaşınca sanki birbirimizi pavyonda basmışız gibi bir durum oldu. Herkez birbirini ilk görünce "VAYYY SENDE BURDA HAA"" nasıl yakalandın ama der gibiydi... Ama hepimizin keyfi gayet yerindeydi. İyi ki gitmişiz dedik. İlk kez hiç bildemidiğimiz bir mekana gidip,gayet huzurlu bir şekilde eğlenebildiğimiz için keyifli çıktık. Tek sorun içerideki müzik,koskoca mekanda malesef nerdeyse 4 adet kolonla yayınlanıyor olmasıydı.Sabah uyanınca arabayı tozdan tanıyamıyor oluşumuzdu:)))Ama gene giderim bundan şüpheniz olmasın..Farklı insanlar,farklı çehreler görmüş olmaktan da pek hoşnuttum açıkçası. İnsan değişiklik istiyor bazen...
En kısa zamanda gene giderim. Ama öncesinde baya bir yolculuk hazırlığı yapmak lazım:))Malum Yolumuz uzun...:)
Orada yazdım,burada yazdım.Seven oldu, kızan oldu belki yazdıklarıma;şimdi dedimki tamamen bana özel bir günlüğüm olsun ve canımın istediğini,beni sevindireni,beni üzeni,beni kızdıranı,beni heyecanlandıranı,beni aşık edebilen olursa onu,beni aldatan olursa onu vb. yazayım:))
30 Temmuz 2010 Cuma
AĞZININ İÇİNE DÜŞEN BİR SÜRÜ KİŞİ OLSA DA,SEN YİNE GİDER AĞZINA S..ÇANI SEÇERSİN!:)
Dün bir arkadaşım facebook profilinde bu sözü paylaşmıştı ve hemen kendime aldım.Almakla da kalmadım bu sözün bana ifade ettikleriyle alakalı bir yazı döşenesim de geldi.
Gerçekten de kadın/erkek hiç farketmeden neden böyledir bu durum?..Neden hep bizi üzeni isteriz hayatımız boyunca?...
Mesela yakın bir erkek arakadaşım var ismi lazım değil okuyunca anlar kendini:)
Bir kızla tanıştırılmıştı geçenlerde,ve sordum ona;
" ne oldu? nasıl kız?elektrik aldın mı?"
cevap: çok tatlı kız
ben: ee süper o zaman
O: "yok olmaz ama"
Ben: neden? sebep?
O: Çok fazla iyi çünkü....
Pessssss....Çok iyi diye istemiyoruz işte ne garip...
Aynı durum benim küçükken çıktığım ilk boyfriendimde olmuştu. O' beni deliler gibi severdi,ben üzerdim...Çocuk bana derdi ki "neden böylesin?" ben ona derdim ki;" sende çok iyisin ama yaa" "mır mır mır üzerime düşersen uzaklaşırım da ben"
O yıllarda bana demişti ki bu çocuk; "bak hep arkadaşlarım,arkadaşlarım diye yırtıyorsun kendini ve beni 2.plana atıyorsun ama birgün göreceksin ki bu değer arkadaşların neymiş" Haklı mı çıktı?..... EVET:) O zamanlar küçüktüm çünkü henüz daha hiç kazık yememiştim dostlarımdan...Şimdi durum farklı,seçmeyi bilebiliyorum..Dostum olabilmek kolay değil.Artık almıyorum her tanıdıgımı gönül kapımdan içeri,kocaman bir duvarım var çünkü!...Ayrıca o küçüklük boyfriendimden de yıllar sonra özür dilemeyi de ihmal etmedim.
Bu sözü facebook da paylaşınca gerçekten de epey bir yorum geldi.Herkez benimle aynı fikirdeydi çünkü. Acı ama gerçek. "Deveyi diken... " diye başlayan bilirkişi sözünün ayrı versiyonu, bu olsa gerek....
Suç mudur iyi olmak?
Yoo aslında değil tabiki,en güzel şey iyi olabilmek..Her insan olamaz ki zaten.Peki benim başıma da gelmedi mi iyi olduğum için birçok şey. Bu kez yıllar geçti ben iyi diye birini seçtim.Bu kez sonradan ağzıma s..tı:)
Derviş dervişin ardına sırayla geçermiş hesabı oldu bu biraz:)
Sanırım biz insanoğlunun yaradılışı böyle.İyi,efendi,sessiz,huzur veren olursak bir süre sonra erkek/kadın darlanmaya başlıyor.
Mesela başka bir kız arkadaşım var. Harika bir ilişkisi var. Nerdeyse 4 ,4'lük bir adam profili. Sessiz,efendi,kıskanç değil (kıvamında),gece gezmeyi pek sevmez,erken yatar,spora düşkün,düzenli hayatı seven bir adam.
Kızımız ise; o' da aslında uysal olup,içinde biraz benim gibi erkek ruhu barındırıyor.Yani özgürlüğüne düşkün biraz. İlk herşey harikaydı onlar için.Harikaydı da kızımız biraz daralmaya başladı. Neden mi? çünkü en azından 2 saatliğine bir yerlere gidelim,yemek yiyelim,bişeyler içip evimize dönelim uyuyalım bile yapılmaz oldu. Bir evde bekledi,iki bekledi,üç bekledi. Şimdi ara ara dayanamıyor kızımız da bırakıyor adamı çıkıyor dışarı. Haklı mı?... Ya ne yalan söyleyeyim evet biraz haklı geliyor bana. Aslında mantıken düşününce e be kadın belanı mı ararsın sen diyesiniz gelir belki. Çünkü adam gayet iyi. Herşey mükemmel işte bir kadın daha ne ister. Adam ne dışarı çıkıyor,ne sesi çıkıyor,herşeyde anlaşıyorsun ama tek sorun bu durum sadece.
Ama olmadığı anlar da oluyor işte.. Aradığınız belaya evde ulaşılamıyor durumu oluyor.Çünkü adam evde uyur,kızımız sıkılır ve çıkar:)Yani aslında adam Zetina dikiş makinasındaki "her genç kızın rüyası gibi bişey":)
Ama işte "ÇOKKK İYİ YAAA,ÇOKKK İYİ!....."
Aynı durum inanın bana yine çok iyi bir kadın olsa da farklı versiyonu olacaktı. Erkeğe de çok iyi olmamak lazım. O dışarı mı çıkıyor,oturma kızım evde sakın,çık sende onunla!...Uyuma!..Mıy mıyyyyy olma sakın!
Ha ok erkeği baymamak lazım,sülük gibi olmamak lazım .Nereye? bende gelcem? kimlesin?nerdeydin? eve ne zaman geçiceksin? gibi sorular adama kızamık geçirtebilir:)
Demiyorum çok da ilgisiz kal ama,bayma tabi:)
Kelin ilacı olsa başına sürermiş.Buradan akıl veriyorum da acaba ben neler yapmışım zamanında:)
Aşkın başladığı yerde beynin devreden çıktığını hepimiz biliriz ve yaşarız!...
O yüzden benim yaşadıklarımı zamanla günlüğümde okuyacaksınız emin olun:)
Haydi şimdilik hoşçakalın ahali!...
Aşk'la,sevgi ile kalın....
Gerçekten de kadın/erkek hiç farketmeden neden böyledir bu durum?..Neden hep bizi üzeni isteriz hayatımız boyunca?...
Mesela yakın bir erkek arakadaşım var ismi lazım değil okuyunca anlar kendini:)
Bir kızla tanıştırılmıştı geçenlerde,ve sordum ona;
" ne oldu? nasıl kız?elektrik aldın mı?"
cevap: çok tatlı kız
ben: ee süper o zaman
O: "yok olmaz ama"
Ben: neden? sebep?
O: Çok fazla iyi çünkü....
Pessssss....Çok iyi diye istemiyoruz işte ne garip...
Aynı durum benim küçükken çıktığım ilk boyfriendimde olmuştu. O' beni deliler gibi severdi,ben üzerdim...Çocuk bana derdi ki "neden böylesin?" ben ona derdim ki;" sende çok iyisin ama yaa" "mır mır mır üzerime düşersen uzaklaşırım da ben"
O yıllarda bana demişti ki bu çocuk; "bak hep arkadaşlarım,arkadaşlarım diye yırtıyorsun kendini ve beni 2.plana atıyorsun ama birgün göreceksin ki bu değer arkadaşların neymiş" Haklı mı çıktı?..... EVET:) O zamanlar küçüktüm çünkü henüz daha hiç kazık yememiştim dostlarımdan...Şimdi durum farklı,seçmeyi bilebiliyorum..Dostum olabilmek kolay değil.Artık almıyorum her tanıdıgımı gönül kapımdan içeri,kocaman bir duvarım var çünkü!...Ayrıca o küçüklük boyfriendimden de yıllar sonra özür dilemeyi de ihmal etmedim.
Bu sözü facebook da paylaşınca gerçekten de epey bir yorum geldi.Herkez benimle aynı fikirdeydi çünkü. Acı ama gerçek. "Deveyi diken... " diye başlayan bilirkişi sözünün ayrı versiyonu, bu olsa gerek....
Suç mudur iyi olmak?
Yoo aslında değil tabiki,en güzel şey iyi olabilmek..Her insan olamaz ki zaten.Peki benim başıma da gelmedi mi iyi olduğum için birçok şey. Bu kez yıllar geçti ben iyi diye birini seçtim.Bu kez sonradan ağzıma s..tı:)
Derviş dervişin ardına sırayla geçermiş hesabı oldu bu biraz:)
Sanırım biz insanoğlunun yaradılışı böyle.İyi,efendi,sessiz,huzur veren olursak bir süre sonra erkek/kadın darlanmaya başlıyor.
Mesela başka bir kız arkadaşım var. Harika bir ilişkisi var. Nerdeyse 4 ,4'lük bir adam profili. Sessiz,efendi,kıskanç değil (kıvamında),gece gezmeyi pek sevmez,erken yatar,spora düşkün,düzenli hayatı seven bir adam.
Kızımız ise; o' da aslında uysal olup,içinde biraz benim gibi erkek ruhu barındırıyor.Yani özgürlüğüne düşkün biraz. İlk herşey harikaydı onlar için.Harikaydı da kızımız biraz daralmaya başladı. Neden mi? çünkü en azından 2 saatliğine bir yerlere gidelim,yemek yiyelim,bişeyler içip evimize dönelim uyuyalım bile yapılmaz oldu. Bir evde bekledi,iki bekledi,üç bekledi. Şimdi ara ara dayanamıyor kızımız da bırakıyor adamı çıkıyor dışarı. Haklı mı?... Ya ne yalan söyleyeyim evet biraz haklı geliyor bana. Aslında mantıken düşününce e be kadın belanı mı ararsın sen diyesiniz gelir belki. Çünkü adam gayet iyi. Herşey mükemmel işte bir kadın daha ne ister. Adam ne dışarı çıkıyor,ne sesi çıkıyor,herşeyde anlaşıyorsun ama tek sorun bu durum sadece.
Ama olmadığı anlar da oluyor işte.. Aradığınız belaya evde ulaşılamıyor durumu oluyor.Çünkü adam evde uyur,kızımız sıkılır ve çıkar:)Yani aslında adam Zetina dikiş makinasındaki "her genç kızın rüyası gibi bişey":)
Ama işte "ÇOKKK İYİ YAAA,ÇOKKK İYİ!....."
Aynı durum inanın bana yine çok iyi bir kadın olsa da farklı versiyonu olacaktı. Erkeğe de çok iyi olmamak lazım. O dışarı mı çıkıyor,oturma kızım evde sakın,çık sende onunla!...Uyuma!..Mıy mıyyyyy olma sakın!
Ha ok erkeği baymamak lazım,sülük gibi olmamak lazım .Nereye? bende gelcem? kimlesin?nerdeydin? eve ne zaman geçiceksin? gibi sorular adama kızamık geçirtebilir:)
Demiyorum çok da ilgisiz kal ama,bayma tabi:)
Kelin ilacı olsa başına sürermiş.Buradan akıl veriyorum da acaba ben neler yapmışım zamanında:)
Aşkın başladığı yerde beynin devreden çıktığını hepimiz biliriz ve yaşarız!...
O yüzden benim yaşadıklarımı zamanla günlüğümde okuyacaksınız emin olun:)
Haydi şimdilik hoşçakalın ahali!...
Aşk'la,sevgi ile kalın....
Kaydol:
Yorumlar (Atom)