KIRLANGIÇLARI KOVALADIK MI?
Bir düşünün bakalım, acaba siz bugüne kadar pencerenizden kaç kırlangıç kovaladınız?
Yine yağmurlu bir İzmir gecesi, evimde yazımı yazacağım. Düşünüyorum ne yazsam diye. Aslında, günler öncesinden bir arkadaşımla sohbetimiz sırasında benimle paylaştığı "kırlangıç ve güvercin" arasındaki farklar ve biz insanların da karakterlerinin benzerlikleri ile ilgili derin konuşmamız aklımdan gitmemişti... Anlayacağınız takmıştım kafaya özellikle kırlangıçları...
Sonra başladım araştırmaya kırlangıçları. Derken öyle güzel bir hikaye ile karşılaştım ki, bıraktım kenara şimdilik kafamdaki her yazacağım konuyu ve bu güzel öyküyü paylaşmayı tercih ettim...
Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş. Pencerenin önüne konmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra, küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş. Tık..... Tık......Tık...
Adam cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş.. Meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç! Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış. "Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini niçinini sorma. Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım."
Adam birden parlamış: "Yok daha neler? Durduk yerde sen de nerden çıktın şimdi? Olmaz, alamam" demiş. Gerekçesi de pek sersemceymiş: Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana aşık olur mu?
Kırlangıç mahçup olmuş.Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş,gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş: "Adam, adam!Hadi aç artık şu pencereni.Al beni içeri! Ben sana dost olurum.Hiç canını sıkmam!"
Adam kararlı, adam ısrarlı: Y"ok ,yok ben seni içeri alamam demiş.Biraz da kaba mıymış, neymiş lafı kısa kesmiş. İşim gücüm var, git başımdan." Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş: "Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri.Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım.Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım.Pişman olmazsın, seni eğlendiririm.. "
Birlikte yemek yeriz, bak hem de sen de yalnızsın' yanlızlığını paylaşırım" demiş. BAZILARI GERÇEKLERİ DUYMAYI SEVMEZMİŞ! Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş: "Ben yalnızlığımdan memnunum" demiş . Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş.Kırlangıç , son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca,başını önüne eğmiş, çekip gitmiş. Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş: "Hay benim akılsız başım" demiş, "ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, keyifli vakit geçirirdik birlikte."
Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş.Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş: Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir.Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim. Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş.Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama...... Onunki hiç görünmemiş. Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış.Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.Olanları anlatmış. Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:
'Kırlangıçların ömrü 6 aydır. Hayatta bazı fırsatlar vardır, sadece bir kez elinie geçer ve değerlendirmezseniz, uçup gider"
Hayatta bazı insanlar vardır, sadece bir kez karşınıza çıkar, değerini bilmezseniz kaçıp giderler. Ve asla geri dönmezler. Dikkatli olun! Farkinda olun! Ve bir düşünün bakalım; Acaba siz bugüne kadar pencerenizden kaç kırlangıç kovaladınız?
Ben hikayeyi okuduktan sonra arkama yaslandım ve düşündüm kendi adıma "kaç tane kırlangıç kovdum" ya da "kırlangıcın yaşadığını yaşadım." Bunun cevabı bende saklı. Ama şükürler olsun ki pişmanlık duyacağım bir şekilde asla kimsenin kalbini kırmadım!
Özellikle bahsetmeyecektim şu Sevgililer Günü durumundan, ancak yine konu döndü dolaştı oraya geldi bu öykü ile. Lütfen elinizdekilerin kıymetini bilin! Hele ki bir kadını mutlu etmek kadar kolay bir şey yok bana göre. Her zaman söylediğimi tekrarlıyorum; sevgilim sevgililer gününde beni mutlu edecekse aman orda kalsın. "Gülü bir gün, seni hergün" istiyorum, istiyoruz, eminim.
Sağlığınız ve huzurunuz, vicdanınız yerinde, kırlangıcınız dibinizde, paranız cebinizde olsun!
Bu haber 3527 kere okundu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder