BEN EŞ ……
Ne sevdiydim seni, nasıl içim titriyordu cidden yan yana durduğum anda bile seninle. Ne biçim bir şey bu ASHKKK diyordum. Yetmiyordu bana saatler, zaman dursa diyordum yanımdayken ve ilerlemese de bende eve gitmesem, merak etmese evdekiler…
Sonra hayatta en ama en çok istediğim şey oldu, bir gün karın oldum.
Karın olabilmek;yanından bir an olsun ayrılmamaktı,sabahları yanında uyanabilmekti.Birlikte geçirdiğimiz 3 yıllık flört döneminden sonra,evlenmemize yakın konuşuyorduk anımsadın mı??
” Evlilik, o’ imza asla birbirimize olan sevgimizi,saygımızı değiştirmeyecekti.”Hakikatten dünyanın öbür ucuna gitmiştik yaşamaya evliyken,hoşşş ben evlenmeden de gittim zaten senin yanına bol bol kaçıp kaçıp!!!!Ama,ufacık,1,5 odalı evimizde,koridorda birbirimize çarparak geçiş zorluğu yaşadığımız anlarda dahi gülümsemeyi bildik biz seninle……
Yıllarca birlikte gezdik,birlikte paylaştık her şeyi..Bu arada çocuk yapsak mı? Yapmasak mı? Konusuna geldi zaman.
Sen beni düşünceli gördün bana sordun;
-Ne var düşünecek ki anlamıyorum sanki?
-Bilemiyorum hayatım, hayatta her şey insanlar için dedim sana. Düşünüyorum çünkü belli olmaz ileride ne olacağı ben bu çocuğu tek başıma büyütebilir miyim diye düşünüyorum” dedim sana.
Hatırlıyor musun bana “sen kafayı yedin dedin ne alakası var? Daha 7 aylık evliyiz dedin.
Ve nihayet bebeğimiz dünyaya geldi….
Çok tatlı bişey, hayatımız o adeta.
Bu arada, Neden etrafımızda hiç evli yok bizim? neden hep bekar erkek arkadaşların yanımızda bizim. “Bak tamam çık dışarıya istersen hayatım onlarla ben çıkamam bebekle ilgilenmem lazım” konuşmaları geçmeye başladı aramızda yavaş yavaş…
7 yıldır birlikteyiz..Her cep telefonun çaldığında üşenip,sevgilim sen bakıver dedin bana.Ya da arkadaşlarından mesaj geldiğinde ay yazamayacağım Allah aşkına sen cevap yaz der,uzaktan sen ne yazacağımı söylerdin bana ve ben yazardım.
Sonra çocuk büyüdü, ben asla kendimi bırakmadım bu arada anne oldum diye. Yani salmadım her şey ortada zaten hala da salmadım.
Gerek sosyal hayatım,arkadaşlıklarım,gerekse sana iş hayatında da verdiğim destek tartışılmazdı.
Hep sana sadık, hep sevgi dolu, hep pozitif, hep anlayışlı oldum.
Yıllar geçtikçe biraz kabalaşmaya başladın. Ailevi sorunlarından, iş sorunlarından falandı bunlar. Ben sessiz kaldıkça,sana sen gün geçtikce daha kabalaştın bana.Sanki benim aşık olduğum adam değildin sen!!!!
Sonra günler geçtikce ben evde huzur bulduğum o adamdan korkuyordum adeta…
Çünkü devamlı bağırıp çağıran, kalp kırıcı davranışlarda bulunan sen, beni üzmeye başlamıştın
Sen, sen olmaktan çıkmıştın!
Evlilik bu muydu? Bir imza nasıl olurda bizi bu denli uzaklaştırabilmişti?
Anlamıyordum hiç. Benden uzun seneler evvel evlenmiş olan bir kız arkadaşıma danışmıştım evlenmeden evvel, sana bir şey soracağım aşığım! hem de çok fena, fakat korku geldi.
Evlenince işin büyüsü bozuluyor diyorlar hep.Sence de doğru mu bu? Demiştim.
O’da bana;”eğer iyi arkadaş olabildiyseniz,buna inanıyorsan evlen korkma!demişti.
Çünkü yıllar geçiyor ve bir gün bakıyorsun ki ikiniz kalacaksınız baş başa,zaten hayatı birlikte geçirmek adına evleniyor insan.Beraber yaşlanacaksınız dolayıysla kimseye ihtiyacınız olmayacağını hissediyorsan,birlikte gülüyor,birlikte ağlıyorsanız,sıkıntılarınıza birlikte göğüs gerebiliyorsanız evlen..düşünmeden evlen” demişti.
Ama yıllar geçti ve ben bir baktım ki hayatımıza,biz artık iyi arkadaş değiliz.Belki de zaten değildik de ben körkütük aşık olduğum için sana bunu anlamadım,anlamak istemedim.
Neyse bir gün telefonun çaldı, sen açtın ve uzaklaştın yanımdan konuşurken usul usul…
Ben paranoyak yapıda bir insan olmadığım için açıkcası merak da etmedim. İşle alakalıdır dedim, özel bir konuşmadır diye düşündüm içimden.Ses etmedim hiç.
Sonra bu telefonlar sıklaşmaya başladı ve hatta alışkanlık olduğu için gelen telefonlara benim cevap vermem yıllardır, mesajlara benim cevap yazmam bazen gayri ihtiyari atlıyordum telefona. Fakat sen bana bu kez bambaşka bir tutum sergiliyordun artık;
“dur dur dur!!!açma yaa!
-Haydaaa neden ki?
-Yıllardır ben açıyorum da cep telefonunu bu ne şimdi Allah aşkına?
-Olsun ikimizinde özel hayatı olmalı bence..
-Allah Allah yıllardır özelimiz zaten bizim hayatımız iken şimdi bu ne yani?
-Öyle bundan sonra daha iyi…
Peki diyorum ama içim acıyor, artık içten içe acımaya başlıyor her yanım telefonlarla, mesajlarla.
Oooo Bu ne bu kez farklı bir durum başladı. Sen eve gelince cep telefonunu hemen kapatmaya başladın…
Yavaşça uzaklaşıyoruz birbirimizden artık. Her yere birlikte giden biz, maalesef artık yerini sen ve yakın arkadaşlarına bıraktık ( o da yakın arkadaşlarınsa tabii)
Geç gelmeler sıklaştı,iş yerinde kalmalar olmaya başladı.
Ama bunların yanında hiçbir zaman cep telefonunu alıp da kurcalamadım,sana gelen bir tek mesajı dahi okumadım..Sen de çok iyi biliyorsun bunu…
NEDENİNE GELİNCE çünkü; açtığım bir telefonda karşıma senin bu denli değişim yaşamana, bizi ihmal etmene sebep olan kişiyle karşılaşırsam artık CEKETİ ALIP GİTMEMİN zamanı demekti.
Çünkü sende gayet iyi biliyordun ki ben gururlu bir kadındım. Ben kocamın bile bile başka omuzda huzur bulmaya başladığını, başka tende mutlu olduğunu asla kaldıramazdım. İkimizde gençtik, hayat ne acılara rağmen gene de devam edebiliyor. Aradan çekilirdim!
Çünkü sadece evladımız vardı diye etrafa mutlu görünmeye çalışan,”mutsuzluk senaryosunun” oynanmasına hiç gerek yoktu,sen artık mutlu değilsen ne gerek vardı ki,yada ben…
Daha da değiştin günden güne evde sıkıntılar basıyor sanki sana, farkındayım, hissediyorum bunu.
Batıyoruz sanki sana,herşey metazori gibi.Evden dışarı çıktığın her anda seni mutlu görüyorum ve anlıyorum artık nereye gidiyorsun sen…………
Sana sormaya başladım “Bana anlatmak istediğin bişey var mı?”diye
-YOOO Ne olcak ki diyorsun bana
Aslında ben o kadar çok istedim ki bana anlatmanı. İnan bana o zaman ben saygı da duymasını bilirdim , ama arkamdan dolap çevirmelerin beni gün geçtikce hep acıttı,bana salak muamelesi yapmaların artık sabrımı taşırmaya başladı.
Sordu annem geçenlerde bana;
-Kızım senin kocan amma suratı asık son dönemlerde neyi var?
-Yok be annecim işlere sıkılmıştır canı dedim
-Kızım sen mutlu olduğuna emin misin?
-Nasıl laf annecim o elbette mutluyum dedim
AMA ARTIK MUTLU DEĞİLİM BEN!
Evde iki yabancıyız… Hala seviyorum seni, ama uzağız artık ve bende uzaklaşıyorum yavaş yavaş senden.Hatta sanki platonik olarak aşığım birine ama umrunda değil o insanın gibi bir durum yaşıyorum sanki.
Arkadaşlarımızla yemeklere çıkıyoruz sen durmadan lavaboya gidiyorsun, veya otururken sana sorulan sorulara ;
-HAAA AA EVET EVET DİYEEE Aklın sanki hep bir yerlerde gibi cevap veriyorsun.
Anlıyorum ben gene bizle değilsin maalesef sen..
Kimbilir nerdesin????
İçki içiyorsun artık evde daha çok. Eskiden içki içtiğinde ne şeker olurdun sen yaa!!!Şimdi ne agresifsin anlayamıyorum seni.Sanki tahammül etmen için içkiye sığınıyorsun artık.
Hala bana konuşma yapmanı bekliyorum. Ama sen konuşma yapmayı bırak normal günün nasıl geçiyor onu bile anlatmıyorsun artık bana.
Bu arada inanılmaz bir diyete girdin,feci şekilde spora adadın kendini.Hergün gidiyorsun spora,
O da yetmezmiş gibi bir de yemekten sonra bir de dışarıda koşuya gidiyordun. Kısacası vakit iyice geç olsun ve sen ancak uyku vaktinde gelesin diye oluyordu bunlar.Ama kendine bu denli bakmam beni şaşırtmıyor değildi.
Evde yanlış gömleğini ütülemişim sen bir toplantıya giderken..Al hayatım hazır gömleğin dedim sana.
-Senin ütüleyeceğin gömleğe de sana da! diye bağırdın bana avaz avaz….
Ben olsun hayatım neden sinir yaptın ne var bunda hemen istediğini ütülerim diyorum.
Kapı çarpmalar başladı.
Ben gene ağlıyorum.Mutsuzum hem de çok….
Artık korkuyorum ben senden, evde sinmiş oturuyorum. Ne zaman ne olacak da bana bağıracaksın diye hep bekliyorum.
Bana küfürler ediyorsun artık sen.Hayatta ağzından kötü bir laf duymadığım aşık olarak evlendiğim sen…..
Cevap vermiyorum elbette sana,yakışmaz bana çünkü
Ve biliyorum ki eğer ben de sana küfür edersem bağırış çağırış hem çocuğumuzun önünde asla olmamalı,hem de birbirimize olan saygımızı tamamen yitiririz artık.
Hoşşşş sende zaten saygı kalmamış da.
Huzursuzluklar devam ediyor,hatta artıyor ve birgün…………..
Beklenen son oldu işte artık boşandık,bitti her şey..Onca yıllar gitti mi boşa??
Yok hayır ben gene de öyle düşünmüyorum,evladım var çünkü benim.Ve o bir aşk çocuğu olarak dünyaya geldi.Herkese nasip olmaz ki seven iki insanın aşk çocuğu getirebilmesi dünyaya!!!
Mahkeme evvelinde sana sordum hayatında birisi var diye mi böyle oldun ??
-Yemin ediyorum ki hayatımda kimse yok ..
İnanmıyorum sana ama gene son kez sustum..
Mahkeme günü geldi, zor bir gün senelere veda ediyoruz.Hayallerimiz,anılarımızı bir kenara bırakıyoruz.Ne için??????????? Heves için mi??
Yoksa biz acaba erken evlendiğimiz için mi böyle olduk?
Beceremedik mi?
Ya da sen ne koca ne baba olmanın sorumluluğu altında genç yaşta ezildin mi??
Her neyse mahkeme gününün ertesi günü bir arkadaşım bana cep telefonuma multi medya bir mesaj yolladı.Notta; “Gerekten üzgünüm arkadaşım ama mecburum,acı çekmemen için” yazıyordu..
Resim de ne mi vardı??
SEN VE SEVGİLİN SARMAŞ DOLAŞTINIZ !BODRUM SAHİLLLERİNDE..
Bunu yollamıştı bana arkadaşım. Çünkü ben ona ; “nasıl geçecek onsuz zaman Allah’ım!
uyutun beni birkaç sene” diyordum.
Arkadaşım bu resmi artık “UYANMAM” için yollamıştı!
Sonra işte bak nasıl zaman geçti gitti?
Ne mi yapıyoruz şimdi? Aramız mı nasıl?
Eminim ki eğer çocuğumuz olmasaydı,o evlenirken iyi arkadaşım olduğunu düşündüğüm seninle asla görüşmüyor olurduk..
Haksız mıyım??? Yaşadığım hiç birşeyden asla pişman olmadım…Umarım birgün mutluluğu bulursun sen de..Ne olursa olsun çocuğumun babasısın çünkü!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder