28 Eylül 2010 Salı

VE BEN EŞ 2.PROFİL (BİR DE BÖYLESİ VAR)

BEN EŞ ……

Ne sevdiydim seni, nasıl içim titriyordu cidden yan yana durduğum anda bile seninle. Ne biçim bir şey bu ASHKKK diyordum. Yetmiyordu bana saatler, zaman dursa diyordum yanımdayken ve ilerlemese de bende eve gitmesem, merak etmese evdekiler…
Sonra hayatta en ama en çok istediğim şey oldu, bir gün karın oldum.
Karın olabilmek;yanından bir an olsun ayrılmamaktı,sabahları yanında uyanabilmekti.Birlikte geçirdiğimiz 3 yıllık flört döneminden sonra,evlenmemize yakın konuşuyorduk anımsadın mı??
” Evlilik, o’ imza asla birbirimize olan sevgimizi,saygımızı değiştirmeyecekti.”Hakikatten dünyanın öbür ucuna gitmiştik yaşamaya evliyken,hoşşş ben evlenmeden de gittim zaten senin yanına bol bol kaçıp kaçıp!!!!Ama,ufacık,1,5 odalı evimizde,koridorda birbirimize çarparak geçiş zorluğu yaşadığımız anlarda dahi gülümsemeyi bildik biz seninle……
Yıllarca birlikte gezdik,birlikte paylaştık her şeyi..Bu arada çocuk yapsak mı? Yapmasak mı? Konusuna geldi zaman.
Sen beni düşünceli gördün bana sordun;
-Ne var düşünecek ki anlamıyorum sanki?
-Bilemiyorum hayatım, hayatta her şey insanlar için dedim sana. Düşünüyorum çünkü belli olmaz ileride ne olacağı ben bu çocuğu tek başıma büyütebilir miyim diye düşünüyorum” dedim sana.
Hatırlıyor musun bana “sen kafayı yedin dedin ne alakası var? Daha 7 aylık evliyiz dedin.
Ve nihayet bebeğimiz dünyaya geldi….
Çok tatlı bişey, hayatımız o adeta.
Bu arada, Neden etrafımızda hiç evli yok bizim? neden hep bekar erkek arkadaşların yanımızda bizim. “Bak tamam çık dışarıya istersen hayatım onlarla ben çıkamam bebekle ilgilenmem lazım” konuşmaları geçmeye başladı aramızda yavaş yavaş…
7 yıldır birlikteyiz..Her cep telefonun çaldığında üşenip,sevgilim sen bakıver dedin bana.Ya da arkadaşlarından mesaj geldiğinde ay yazamayacağım Allah aşkına sen cevap yaz der,uzaktan sen ne yazacağımı söylerdin bana ve ben yazardım.
Sonra çocuk büyüdü, ben asla kendimi bırakmadım bu arada anne oldum diye. Yani salmadım her şey ortada zaten hala da salmadım.
Gerek sosyal hayatım,arkadaşlıklarım,gerekse sana iş hayatında da verdiğim destek tartışılmazdı.
Hep sana sadık, hep sevgi dolu, hep pozitif, hep anlayışlı oldum.
Yıllar geçtikçe biraz kabalaşmaya başladın. Ailevi sorunlarından, iş sorunlarından falandı bunlar. Ben sessiz kaldıkça,sana sen gün geçtikce daha kabalaştın bana.Sanki benim aşık olduğum adam değildin sen!!!!
Sonra günler geçtikce ben evde huzur bulduğum o adamdan korkuyordum adeta…
Çünkü devamlı bağırıp çağıran, kalp kırıcı davranışlarda bulunan sen, beni üzmeye başlamıştın
Sen, sen olmaktan çıkmıştın!
Evlilik bu muydu? Bir imza nasıl olurda bizi bu denli uzaklaştırabilmişti?
Anlamıyordum hiç. Benden uzun seneler evvel evlenmiş olan bir kız arkadaşıma danışmıştım evlenmeden evvel, sana bir şey soracağım aşığım! hem de çok fena, fakat korku geldi.
Evlenince işin büyüsü bozuluyor diyorlar hep.Sence de doğru mu bu? Demiştim.
O’da bana;”eğer iyi arkadaş olabildiyseniz,buna inanıyorsan evlen korkma!demişti.
Çünkü yıllar geçiyor ve bir gün bakıyorsun ki ikiniz kalacaksınız baş başa,zaten hayatı birlikte geçirmek adına evleniyor insan.Beraber yaşlanacaksınız dolayıysla kimseye ihtiyacınız olmayacağını hissediyorsan,birlikte gülüyor,birlikte ağlıyorsanız,sıkıntılarınıza birlikte göğüs gerebiliyorsanız evlen..düşünmeden evlen” demişti.
Ama yıllar geçti ve ben bir baktım ki hayatımıza,biz artık iyi arkadaş değiliz.Belki de zaten değildik de ben körkütük aşık olduğum için sana bunu anlamadım,anlamak istemedim.
Neyse bir gün telefonun çaldı, sen açtın ve uzaklaştın yanımdan konuşurken usul usul…
Ben paranoyak yapıda bir insan olmadığım için açıkcası merak da etmedim. İşle alakalıdır dedim, özel bir konuşmadır diye düşündüm içimden.Ses etmedim hiç.
Sonra bu telefonlar sıklaşmaya başladı ve hatta alışkanlık olduğu için gelen telefonlara benim cevap vermem yıllardır, mesajlara benim cevap yazmam bazen gayri ihtiyari atlıyordum telefona. Fakat sen bana bu kez bambaşka bir tutum sergiliyordun artık;
“dur dur dur!!!açma yaa!
-Haydaaa neden ki?
-Yıllardır ben açıyorum da cep telefonunu bu ne şimdi Allah aşkına?
-Olsun ikimizinde özel hayatı olmalı bence..
-Allah Allah yıllardır özelimiz zaten bizim hayatımız iken şimdi bu ne yani?
-Öyle bundan sonra daha iyi…
Peki diyorum ama içim acıyor, artık içten içe acımaya başlıyor her yanım telefonlarla, mesajlarla.
Oooo Bu ne bu kez farklı bir durum başladı. Sen eve gelince cep telefonunu hemen kapatmaya başladın…
Yavaşça uzaklaşıyoruz birbirimizden artık. Her yere birlikte giden biz, maalesef artık yerini sen ve yakın arkadaşlarına bıraktık ( o da yakın arkadaşlarınsa tabii)
Geç gelmeler sıklaştı,iş yerinde kalmalar olmaya başladı.
Ama bunların yanında hiçbir zaman cep telefonunu alıp da kurcalamadım,sana gelen bir tek mesajı dahi okumadım..Sen de çok iyi biliyorsun bunu…
NEDENİNE GELİNCE çünkü; açtığım bir telefonda karşıma senin bu denli değişim yaşamana, bizi ihmal etmene sebep olan kişiyle karşılaşırsam artık CEKETİ ALIP GİTMEMİN zamanı demekti.
Çünkü sende gayet iyi biliyordun ki ben gururlu bir kadındım. Ben kocamın bile bile başka omuzda huzur bulmaya başladığını, başka tende mutlu olduğunu asla kaldıramazdım. İkimizde gençtik, hayat ne acılara rağmen gene de devam edebiliyor. Aradan çekilirdim!
Çünkü sadece evladımız vardı diye etrafa mutlu görünmeye çalışan,”mutsuzluk senaryosunun” oynanmasına hiç gerek yoktu,sen artık mutlu değilsen ne gerek vardı ki,yada ben…
Daha da değiştin günden güne evde sıkıntılar basıyor sanki sana, farkındayım, hissediyorum bunu.
Batıyoruz sanki sana,herşey metazori gibi.Evden dışarı çıktığın her anda seni mutlu görüyorum ve anlıyorum artık nereye gidiyorsun sen…………
Sana sormaya başladım “Bana anlatmak istediğin bişey var mı?”diye
-YOOO Ne olcak ki diyorsun bana
Aslında ben o kadar çok istedim ki bana anlatmanı. İnan bana o zaman ben saygı da duymasını bilirdim , ama arkamdan dolap çevirmelerin beni gün geçtikce hep acıttı,bana salak muamelesi yapmaların artık sabrımı taşırmaya başladı.
Sordu annem geçenlerde bana;
-Kızım senin kocan amma suratı asık son dönemlerde neyi var?
-Yok be annecim işlere sıkılmıştır canı dedim
-Kızım sen mutlu olduğuna emin misin?
-Nasıl laf annecim o elbette mutluyum dedim

AMA ARTIK MUTLU DEĞİLİM BEN!
Evde iki yabancıyız… Hala seviyorum seni, ama uzağız artık ve bende uzaklaşıyorum yavaş yavaş senden.Hatta sanki platonik olarak aşığım birine ama umrunda değil o insanın gibi bir durum yaşıyorum sanki.
Arkadaşlarımızla yemeklere çıkıyoruz sen durmadan lavaboya gidiyorsun, veya otururken sana sorulan sorulara ;
-HAAA AA EVET EVET DİYEEE Aklın sanki hep bir yerlerde gibi cevap veriyorsun.
Anlıyorum ben gene bizle değilsin maalesef sen..
Kimbilir nerdesin????

İçki içiyorsun artık evde daha çok. Eskiden içki içtiğinde ne şeker olurdun sen yaa!!!Şimdi ne agresifsin anlayamıyorum seni.Sanki tahammül etmen için içkiye sığınıyorsun artık.
Hala bana konuşma yapmanı bekliyorum. Ama sen konuşma yapmayı bırak normal günün nasıl geçiyor onu bile anlatmıyorsun artık bana.
Bu arada inanılmaz bir diyete girdin,feci şekilde spora adadın kendini.Hergün gidiyorsun spora,
O da yetmezmiş gibi bir de yemekten sonra bir de dışarıda koşuya gidiyordun. Kısacası vakit iyice geç olsun ve sen ancak uyku vaktinde gelesin diye oluyordu bunlar.Ama kendine bu denli bakmam beni şaşırtmıyor değildi.
Evde yanlış gömleğini ütülemişim sen bir toplantıya giderken..Al hayatım hazır gömleğin dedim sana.
-Senin ütüleyeceğin gömleğe de sana da! diye bağırdın bana avaz avaz….
Ben olsun hayatım neden sinir yaptın ne var bunda hemen istediğini ütülerim diyorum.
Kapı çarpmalar başladı.
Ben gene ağlıyorum.Mutsuzum hem de çok….

Artık korkuyorum ben senden, evde sinmiş oturuyorum. Ne zaman ne olacak da bana bağıracaksın diye hep bekliyorum.
Bana küfürler ediyorsun artık sen.Hayatta ağzından kötü bir laf duymadığım aşık olarak evlendiğim sen…..
Cevap vermiyorum elbette sana,yakışmaz bana çünkü
Ve biliyorum ki eğer ben de sana küfür edersem bağırış çağırış hem çocuğumuzun önünde asla olmamalı,hem de birbirimize olan saygımızı tamamen yitiririz artık.
Hoşşşş sende zaten saygı kalmamış da.
Huzursuzluklar devam ediyor,hatta artıyor ve birgün…………..

Beklenen son oldu işte artık boşandık,bitti her şey..Onca yıllar gitti mi boşa??
Yok hayır ben gene de öyle düşünmüyorum,evladım var çünkü benim.Ve o bir aşk çocuğu olarak dünyaya geldi.Herkese nasip olmaz ki seven iki insanın aşk çocuğu getirebilmesi dünyaya!!!
Mahkeme evvelinde sana sordum hayatında birisi var diye mi böyle oldun ??
-Yemin ediyorum ki hayatımda kimse yok ..
İnanmıyorum sana ama gene son kez sustum..
Mahkeme günü geldi, zor bir gün senelere veda ediyoruz.Hayallerimiz,anılarımızı bir kenara bırakıyoruz.Ne için??????????? Heves için mi??
Yoksa biz acaba erken evlendiğimiz için mi böyle olduk?
Beceremedik mi?
Ya da sen ne koca ne baba olmanın sorumluluğu altında genç yaşta ezildin mi??
Her neyse mahkeme gününün ertesi günü bir arkadaşım bana cep telefonuma multi medya bir mesaj yolladı.Notta; “Gerekten üzgünüm arkadaşım ama mecburum,acı çekmemen için” yazıyordu..
Resim de ne mi vardı??
SEN VE SEVGİLİN SARMAŞ DOLAŞTINIZ !BODRUM SAHİLLLERİNDE..
Bunu yollamıştı bana arkadaşım. Çünkü ben ona ; “nasıl geçecek onsuz zaman Allah’ım!
uyutun beni birkaç sene” diyordum.
Arkadaşım bu resmi artık “UYANMAM” için yollamıştı!
Sonra işte bak nasıl zaman geçti gitti?
Ne mi yapıyoruz şimdi? Aramız mı nasıl?
Eminim ki eğer çocuğumuz olmasaydı,o evlenirken iyi arkadaşım olduğunu düşündüğüm seninle asla görüşmüyor olurduk..
Haksız mıyım??? Yaşadığım hiç birşeyden asla pişman olmadım…Umarım birgün mutluluğu bulursun sen de..Ne olursa olsun çocuğumun babasısın çünkü!

BEN EŞ 2.PROFİL (BÖYLESİ DE VAR)

BEN EŞ…..(1.PROFİL)

Seninle ilk tanıştığımız zaman askerden yeni gelmiştin sanıyorum. Annen, beni görmüş beğenmiş sana. Senin eşini annen seçmiş yani sen askerdeyken, haberin bile olmadan çoktan.
Tanıştık ve kısa süre sonra evlendik.Ve tabi ki çocuklar….
O dönem sen bir yerde çalışıyordun, kısacası patron olmamıştın henüz. Azmin seni yıllar sonra ne güzel yerlere getirdi oysa.
Fakat daha mı farkı pencereden bakıyordun acaba o yıllarda? Neydi değişen anlamadım gitti.
Sen değişiyordun günden güne. Farklı bir hayatımız oluverdi bir anda senin de, benim de…
Kimsecikler tanımazdı bizi, biz de kimseleri tanımazdık o sosyete denen alemde…
Ama sen, işin gereği zamanla farklı çevrelere dahil oluyordun. Bende bu çevreye dahil olmayı istiyordum. Zamanla o çevredeki kadınların giyim kuşamları hoşuma gitmeye başladı. Nasılsa paramız da vardı artık. Durmadan en güzelini ben alabilme yarışına girmiştim.
Ama artık evimiz de şahaneydi,tıpkı diğer dahil olduğumuz çevrenin evleri gibi.
Yine de aslında hayatımızı evde geçirmiyorduk ki. Gezip tozmak, yeni insanlarla tanışmak zevkli geliyordu. Vur patlasın çal oynasın güzel bir hayattı yaşadığımız.
O camiaya dahil olmak,gittiğimiz barlarda,cafeler de vb.. itibar görebilmek hoşuma gidiyordu.
Hoş geldiniz bilmem kim hanım denilip ismimin biliniyor olması haz vermeye başladı bana.
Bu arada ben, senin hayatına giren çıkan bütün kadınlardan aslında bir şekilde haberdar oluyordum.Ya mesajlarınızı yakalıyordum,ya da seni onunla görüyordum.Ama ben bunca yıldır seninle evliyken ne diye kıyameti kopartayım ki?? Sen zaten benimdin değil mi???
Onlar 3 kuruşluk kadınlar benim gözümde….Ne olacak ki sanki ne bekliyorlar ???
Onun yerine sana da ,sevgiline yada sevgililerine de göz dağı vermek adına hemen telefon açıp bir güzel “Nazire Şenlendirici” edasıyla ben onun karısıyım bana bak sen banaaaa!!!!! Diye; avaz avaz bağırıyordum. Onlarda korkuyorlardı zaten kaçıyorlardı.
Sen, zaten sessiz kalıyordun genellikle “off saçmalama yaa ne alakası var o benim arkadaşım” diyerek geçiştiriyordun . Ama ben senin de benden boşanmaya yüreğin olmadığını, cesaretin olmadığını hep bildim ki:)))Bu iş böyle geldi,böyle gidecekti….
Bunca yıl sonra her ne kadar aslında genç de olsak hala ,aileler ne derlerdi sonra!!!
Zaten büyük oğlumuz kocaman genç delikanlı oldu neredeyse, sana da ne kadar düşkün gayet iyi biliyorsun. Ben ses etmesem, o senin hakkından bir güzel gelirdi; “baba ne saçmalıyorsun? Ne sevgilisi? Ya da ne boşanması baba? Anneme bunu nasıl yaptın? Bize nasıl yaptın “derdi sana.Nasıl cevap verecektin?....................................
Biliyordun ki gün gelir “bu yuva senin yüzünden yıkıldı” derlerdi çocukların….
Sen de bunu biliyordun.
Beni sen alıştırmışsın bu şaşalı hayata.Sevdim bu hayatı,iyi valla.
Hem ben o kadar salak değilim yeniden aynı başladığımız yere döneyim!.....
Çok pardon da sen artık “patron “olmuşken,o denli para yapmışken,ben başkasına mı yar edecektim seni???
Benim evlatlarımın rızkını başkası mı yiyecekti? ya da başkaları mı?
HAYIRRRRRR:)) ….
Bir de şu var tamam kabul ediyorum ben çok okumadım. Bunda ne suçum var benim? Hem evlendikten sonra da hemen çocuk yaptık. Dolayısıyla onları büyütürken kendimi yetiştirmem de zor oldu. Tamam diyeceksin ki belki bana çalışan ya da okuyan ne anneler de var.
Aman! ne gerek var şimdi…
Ben böyleyim işte almasaydın beni baştan o halde!
Ben artık seninle paylaşmayı beklemiyorum zaten hayatı, çünkü her şey aşikar hep ortada.
Zaten sen, bana aşık olmamıştın ki hiç, bunu hep bildim ben…
Ben de sana aşık değildim aslında..Öylee oldu işte her şey ,evli bulduk kendimizi birden.
Ama Allah var gene de bir ortamda hep beni onure ediyorsun arkadaş çevremizde falan. Çakılmıyor yani aldatılıyor da olduğum bir yandan. Bilen biliyor mudur? Aman onlar umrumda bile değil ki benim, nasılsa biz birlikte gezmiyor muyuz? Birlikte tatillere gitmiyor muyuz?
EVETTTT ..İşte tamam AİLE böyle olunmuyor mu?
Sen, ben yanında yokken ne durumdasın bilemiyorum tabi ama neyse o kadar da önemli değil.
Haaaa bu arada sen çocukları al maça mı götüreceksin? Sinemaya mı ?
ne yaparsanız yapın ben şu sosyetik kuaföre gideceğim,röfleye..Oradan da şu arkadaşın var ya kuyumcusu olan,güzel pırlantalar vardı orada hatırladın mı ??Bir zahmet arayıver de karım gelecek de!!!!!!:)))))))))))

BEN ERKEK!.............

BEN ERKEK!!!......


Ben erkek olsaydım senin beni daha fazla anlamanı beklemezdim, çünkü “BEN, BİLE BENİ ANLAMIYORUM :)”
Ben erkek olsaydım kendine de vakit ayırmanı isterdim biraz,hani sende kız arkadaşlarınla program yap ama evde oturun,film izleyin mesela ne iyi olur değil mi?Ben de rahat rahat erkek arkadaşlarımla bara falan gidebileyim ve seninde aklın bende kalmasın..Senin de evde olduğundan emin olayım ki kafam dinç gezeyim.
Mesela bir yere gittiğimiz zaman çok rica ediyorum karşıda güzel hoş bir hatun olursa ona bakarsam bana kızma olur mu?? Sevgilim güzele bakmak sevaptır biliyorsun….
Bu arada benim şu futbol fanatikliğimi de biliyorsun ve saygı gösteriyorsun canımsın benim sağol.
Ama bazen yenilince, tuttuğum takım evi kırıp dökünce de ne diye anlayış göstermiyorsun anlamıyorum hayatım yaaa????
Sinemaya gittiğimizde, aşk filmlerini neden daha fazla tercih ediyorsun ki? Biz zaten aşk nedir, yada erkek kadına nasıl davranmalıdır biliyoruz be hayatım…
Sen hastalanınca benim işler yoğun olduğundan sana gereken ilgiyi göstermiyorum belki.Ama sen bana yapma olur mu tatlım..Sen bana kıyamazsın ki zaten di mi bebeğim??

ŞİMDİ BİR DE BAŞKA YÖNDEN BAKIYORUMM BEN EVLİ BİR ERKEĞİM HATTA UZUN YILLIK EVLİYİM MESELA 15 SENE OLSUN;
Karıcım ben akşam biraz işyerimde kalırım önemli bir proje var bitirmem gereken..Valla dua et hayatım eğer olursa süper para geçecek elimize ..Geç kalırım merak etme ..
Hanım mutlu tabi “aman aman inşallah olur hayatım dua etmez miyim tabiî ki”der.
Alo alo ASHKKKK Orda mısın ???
özledim seni birtanem çokkk özledimmm..Bana bir resmini mesajla atsana yoldayım göresim geldi,bakarım birazcık hasretimi dindiririm..(SEVGİLİSİNLE KONUSUYOO TABİKKKİİ KARISI DEĞİL ADAMIN)
Erkek uyanır gözünü açtığı anda karısı karşısında gene 15 senedir olduğu gibi.Eeeee tabi günaydın…günaydın kahvaltın hazır..Haaaa sağol hemen cıkmam lazım olmazsa şirkette hazırlatırım bişeyler.
Hemen adam çıkar evden, arabaya biner ve bir mesaj yazar sevgilisine “GÜNAYDIN ASHKKK!GÜNÜ AYDIN,YÜREĞİN MUTLU OLSUN!”……..
Adam haftasonu dışarı çıkmak istiyor, karısı da istiyor ama sevgili de dışarı çıkacak arkadaşlarıyla gel çık başa çıkabilirsen bakalım işin içinden..
Karım ee yıllardır karım 3 Çocuğumun anası.E kendimi bildim bileli de evliyim ben zaten,olmaz şimdi ayıp olur boşanırsam.Seviyor muyum karımı? Yooo maalesef ne acıdır ki ben aşık olarak evlenmemiştim ki zaten.
İyi bir kızcazdı,ailem de çok istedi.Özellikle de annem bulmuştu onu.Bende anlaşmıştım,çocuklar da var şimdi olmaz zaten mutlu muyum? Hayır cok monoton bir hayatım var aslında. Tapıyorum evlatlarıma,şimdi boşanırsam çok etkılenırler olmaz.
Eşim öğrendi sevgilimi kıyamet koptu,aman aman gerçi daha evvel de yaşamıstık bız bunları geçer gider affetti biraz söylenip ,birkaç gün huzursuzluktu geçti bitti.
Zaten napcak ki??
Sevgilimle görüşmüyorum bir süredir,ne me lazım arayı soğutayım şimdi hanım uyuz biraz şimdi.Zaten diğer mevzu anca kapanmıştı bir de üstüne bu son sevgilim çıktı hay Allah yaa zamanı da değildi ama neyse….
Aradım sevgilimi anlattım durumu peki dedi. Sen dedim ona başkasın, seninle yaşadıklarım çok özeldi benim için.
Herşeyden evvel biz arkadaşız benim için en önemlisi de buydu dedim. Doğruydu da zaten. Mantıklı bir kızdı sevgilim,anlayışlıydı çok.
Çünkü ben eşimle arkadaş olamadım, olamadık yıllar içinde evlilik denen kurumsallığa kapıldık gittik.E ben de zaten işe vermiştim kendimi,yıllar içinde geliştirdim çevremi,daha farklı insanlar var çevremde,aynı frekanstayım artık onlarla.Dolu insanlar ve de öğreniyorum onlardan çok şey.Hanım sadece giyinsin süslensin,güne gitsin,markalar alsın devamlı harcasın dursun.Kendini geliştirmek adına bir şey yapmasın.Olmaz ki ama ya!Ben şimdi kiminle konuşayım işimi,sorunlarımı kim anlar beni? Elbette sevgilimdi paylaştığım.
O’ anlıyordu beni, o’ mücadeleyi biliyordu,iş kadınıydı çünkü.
Ohhhh neyse zaman geçti nihayet haftasonu dışarı çıktık ailecek arkadaşlar falan..
Aman Allah eşim demez mi sevgilin burada! Offf dedim bu nee yaaaa….güldüm tabii aldırmıyor gibi yaptım,bende şimdi atlarsam inkar etmeye devam edersem kavga çıkacak.Ona daha çok delirmiş muamelesi yapıyorum,paranoyak hissetsin kendisini diye.Bu kez farklı politika yapıyorum.Zaten haftalardır evden çıkmadım,iş-ev arası gittim geldim hep.Dolayısıyla vicdan azabı duyacak o bir süre sonra.
Ama içim gitti o ayrı.Bakmak istiyorum bakamıyorum hanım dikmiş gözlerini zaten kontrol altında devamlı nereye bakıyorum diye….
Sevgilimin umrunda değil valla ne eğleniyor. Özlemişim onu çok. Nedir ki bu şimdi ne olurdu o benim yanımda olsa? Ama hanıma da gühah şimdi senelerini vermiş bana, çocuklar da var.
Hay Allah yaaa ne olacak halim benim bilmiyorum. Sevgilimle gözgöze geldik bana alev fışkırttı gözleriyle sanki.Haklı tabi toz oldum ortadan.Ama napayım onun için de benim için de böylesi lazımdı.Ben unuttummu ki sanki? Hayır…Ama mecburum,şu an için ortalık durulmak durumunda.O beni beklemez ….Bekle dersem bekler,onun derdi zaten aman evlilik bitsin de değil Allah var kızcaz bişey de demedi bugüne dek.Bilirim onu ben hem oynamamın alemi yok kızın hayatıyla.Nasılsa asla bitirmem evliliğimi olmaz çocuklar büyüseler olur belki de şimdi olmaz.İşte çocukların hatırına devam ediyor,iki yabancı evde takılıyoruz.
Bazen düşünüyorum da çocuklar olmasaydı biz hala evli olur muyduk?
Hayır.
Peki biz birbirimizle evlenir miydik tekrar dünyaya gelsek?
Hayır.
Mutlu muyuz?
HAYIR!
Sonra bazen de diyorum ki birgün sevgilim hayatına birini koyarsa ve ben görürsem ne hissederim acaba?Ne zor bir durum..Ama sonra da diyorum ki yazık kızcazda aslında 7 yıldır aynı durumda değil mi ? Hatta daha beteri akşam eve girince ben cebimi kapatıyorum,Kızın başına bir şey gelse haberim ancak sabah olacak.Canı benimle konuşmak istese mümkün değil.
Birlikte uyanabilmekti benden tek istediği, ben de istedim daima. Ancak seyahatlerde kaçamaklarımızda yapabildik bunu sık değil…
Ama şimdi ben biraz durulsun ortalık çıkarım dışarı falan, hanım demez bir süre sonra bişey dağıtırım kendimi. Napalım sevgilim benden vazgeçtiyse, yapacak bişey yok hayat bu belli mi olur karşıma kimin çıkacağı.
Sadece bu kız iyiydi etkilemişti beni aslında çok güzel vakit geçirdik,İyi de anlaştık,devam etmesini isterdim ama,kadın gibi kadındı bence.Ama Neyse olacak gibi de değil ki hale bak şimdi..
Dayanamıyorum ben ya adam olmam aslında valla flörtçü bir adamım ben.
Seviyorum bu heyecanları arkadaş! Ayakta durmamı sağlıyor!
Bazen diyorum ki çocuklar ve seneler uğruna değer mi acaba evliliği devam ettirmemiz?
Yıllar geçecek gün gelecek bakmışız yaşlanmışız….Benim yaşlanmak da istediğim insan mı eşim?
Ya da ben onun yaşlanmayı istediğine emin olduğu kişi miyim?

Acaba ikimize de yazık mı ediyoruz? Yaaa yok ama ya boşansak biz hanım ne yapar ki iş yok meslek yok hep ev hanımıydı zaten.
Hoş şirketin hissedarı zaten çok ciddi bir geliri olacak boşansak, ama o parayı har vurur harman savurur bu yaaa bilmez ki hiç.Aman neyse neler diyorum ben ooo düşüne düşüne geç olmuş sözde şirkette çalışacaktım ama nerde aklım karışmış biraz.Neyse ben çocukları alayım yarın onlarla sinemaya gidelim bari biraz aile saadeti yaşayalım oğullarımla…Hanım zaten saçlarını boyatacaktı bu haftasonu.
Neyse o gitsin biz eğleniriz!!!!..................

26 Eylül 2010 Pazar

KADINLAR NE İSTER?ERKEKLER NE DİLER?

Erkekler, ah ne anlaması zor cinstirler aslında. Ama onlarda biz kadınlar için hep aynı şeyi söylerler…. Uzun seneler evvel öğrendiğim bir söz aklımdan asla gitmedi “erkekleri anlamaya çabalamayın boşuna. Onlar; birer hamamböceğine benzerler! Tıpkı hamamböcekleri gibi düz giderken, aniden sola doğru yol alabilirler,ya da sağa doğru giderken aniden geri vitese taka bilirler.”diyordu lafta. Ne kadar da doğru olduğunu yaşım ilerledikçe çok daha net anlıyorum şimdi.
O’ başlardaki ilk heyecanı her ne kadar biz kadınlar genellikle kapılıp gittiysek bu aşka, ayakta tutmaya çalışsak da maalesef erkekler bunun büyüsünü genellikle içinde çok daha çabuk kaybetmekte olduğuna inanıyorum ben. Çevremdeki arkadaşlarımın da yaşadığı tecrübeler, benim yaşadıklarım bana hep bunu öğretti.
Neden acaba biz kadınlar tiyatro oynar gibi rol yapmaya, duygularımızı saklamaya mecbur bırakılırız?
Aramak gelir içimizden, özledim ya! demek gelir içimizden ama asla yapmamamız gerektiğini bildiğimiz için kontrol mekanizmamızı devreye sokarız. Ya da bizler devreye sokamıyorsak, o güçte değilsek muhakkak yakın bir dost bizi uyarır.”Yapma sakın! bak seni çok iyi anlıyorum dayanamıyorsun muhakkak der. Ben de öyleydim, çok haklısın ama sen eğer şimdi onu ararsan özledim seni dersen, ona zayıf duruma düşeceksin.Halbuki sevdiğini aramak,özlediğini söylemek bir zayıflık mıdır?? ne tuhaf..
Bunu hak etmiyor o,seni de hak etmiyor zaten” der dostun. Toparlarsınız kendinizi hemen; evet haklısın, aramak, mesaj çekmek yok! Ben yeteri kadar fedakarlık yaptım dersin bu ilişkiyi yürütmek adına. Yetti artık dersin; “geri gelirse benimdir, gelmezse zaten hiç benim olmamıştır” dersin.
Ama aslında sen, zaten yakın dostun sana bunları söylememiş olsa da biliyordun gerçekleri. Sadece yine duymak istedin, rahatlattı biran olsun seni, motive oldun o anda.
Peki o günü atlattın. Ertesi gün yapacak birşeyler buldun, işle güçle uğraştın geçti belki de birkaç günün. Ama bir an gelecek içinde kalan şeyler gelecek aklına konuşamadıkların, ifade edemediklerin geldi ona. Ya da belki de kırgınlığını, kinin varsa onları kusmak isteyeceksin gene.
Baktın gene birşekilde zaman hafif hafif geçmeye başladı o ya da bu şekilde ve bir bakmışsın ki belki de aylar,yıllar geçmiş..
İçini dökebilme arzun bir yana,adamla karşılaşsan da zerre kadar etkilemeyecek seni artık Çünkü o adam artık kendi kendinin ipini çekmiştir !.....
Bu kadının genelde yaşadığı şeydir bana kalırsa. her kadın az çok böyle hisseder genelde. Bir gün gelir ardına dönüp baktığında geçmiş günlere… Hakikatten mazi dersin bu duruma.
Daha mantıklı düşünebiliyor olduğunu görmek seni çok rahatlatır artık.
Kadın son dakikaya kadar elinden gelen her şeyi yapan taraftır genelde ilişki adına.
Çaba sarf edendir, ama sabrı bir yere kadardır kadın kısmının.
Erkek mi ne yapar bu dönemlerde??? Bence KAÇAR!...Kaçmak en kolayıdır erkek için çünkü,gelemez onlar öyle kadın kırılmış,açıklama bekler falan da filan da…..
Uğraşmaz..Hatta kadın kırılmış erkek de bunu biliyor aslında,işte erkek o dönemi biran evvel atlatabilmek için kafasını dağıtır,yeterki zaman geçsinnn zamannnn!!
İşte zaman geçince,erkek; durum sakinleşti kadının siniri geçmiştir diye umar.Bir gün gelir erkek belki de gerçekten de anlar daldan dala dolaşınca başka kollarda,belki aylar belki de yıllar geçtikten sonra anlar o kadının değerli olduğunu,farkını anlar.Kapıyı çalar hafifçe!ama işte diyorum ya zaman geçmiştir artık çoktan!....Evde kimse yoktur!:)
.Kadın gözünü açmıştır çoktan.Aynı özveri olmayacaktır asla!Her yazımda devamlı belirtiyorum;Kadın bitirdiği kitabı asla tekrar okumaz!hele acıklı bir romansa ,hele yalan ve riya dolu ise bakmaz bir daha açıp da sayfalarına!.....
Erkek ne ister? Neeeee istersinizzzzz anlamadım gittiiiiiiiiiiiiiiii ben!!!
Kolay yakalanamayan huzur,yaslanacak bir omuz,iki çift tatlı sohbet,baş başa keyif dolu vakitler geçirmek,güvenebilmek,sevebilmek,frekans…..ASHKKKKK……Yakalanır olunca ne diye kıymet bilmezsiniz?neden bir çuval inciri bozarsınız ki valla anlamadım.
Özgürlüğüne düşkün erkek,bilmez mi ki kadının özgürlüğüne aslında çok daha fazla düşkün olduğunu sanki.Bilmez mi ki yalan söylerken sizler,aslında o anda hissederler ses etmezler,beklerler sadece ne vakit kendiniz olabileceksiniz diye?Beklerler kadınlar ne zaman oyunculuğu bırakacaksınız diye

GURUR,AŞKTA TAŞINACAK SİLAH DEĞİLDİR!...

"GURUR AŞKTA TAŞINACAK SİLAH DEĞİLDİR"...
Olmamalıdır da.
Olursa o aşktan ne kadar umut bekleyebilir ki insan?....
Şu ölümlü dünyada,yaşarken birşeyleri daima öğrenip kimimiz ders alabiliyor hatalarından,kimimiz yineliyor ard arda hataları..Hoş neye göre değerlendirilebilir ki acaba hatalar?..Kime göre?..
Kimdir yargıç olan insanın hayatında?... o' da, tartışılası bir konu bence....Peki,her yeni aşkta bir evvelkinde acı varsa yaşanmış olan,daha mı temkinli yaklaşıyoruz..Evet kesinlikle öyle oluyor. Ama,acaba doğru mudur?Yeni aşkımız bu güvensizliği belki de haketmeyen bir kadın,yada bir adam..Kimbilir?
İçsel paranoyalarımızla savaşırken o insanda nasibini alıyor belkide..Hani derler ya,ayağına gelen kısmeti teptin..Belki de öyle bir durum yaşıyoruz o zamanlarda.
Her insanın gururu vardır muhakak.Ancak gurur yerine zamanına göre kullanılması gereken bir kişilik sembolüdür bence.Değil mi ki aşkta kullanılacak bir silah değildir demişler....Ne yalan söyleyeyim bence de doğru demişler...Aşka gururu çok da fazla sokmamak lazım çünkü.Aaa demiyorum ki size adam aldatsın aşkta gurur yok diyin,demiyorum ki size adam el kaldırsın aman aşkta gurur olmaz diyin..Yok yok demek istediğimi eminim ki herkes gayet net anlıyordur.
Eğer birbirine iki insan hep o tatlı ışıkla bakabiliyorsa,birbiriyle iyi arkadaş da olmuş, keyifle vakit geçirebiliyorsa,eğer incitilmek nedir anımsanmıyorsa artık,eğer bir bakışına iç titreniyorsa,eğer uzağınızda bile olsa,size bir nefes kadar yakın geliyorsa,tüm benliğinle şeffaflıkla yaşanıyorsa,midenize kramplar giriyorsa ara ara,adrenalin yerleşmişse ruhunuza bişekilde,bazen aynı cümleler kuruluyorsa hatta aynı anda...,hakettiğini de biliyorsa yüreğiniz..İşte o zaman aşktır o....
Aşktır ve asla gurur işlemez ona,işlerse günah olur yaşanan bu güzelliğe,bu eşi az bulunan,herkesin içten içe aslında istemem yan cebime edasıyla yaşasın bekarlık ohh ne iyi sultanlık laflarına rağmen,derinlerde o anda olmasa dahi bir gün bir an gelip de ihtiyacını ,özlemini duyacağı gerçek aşka...
Şimdi buradan,gerçekten de bunları yaşamış olanlara sesleniyorum,daha doğrusu yaşıyor olanlara sesleniyorum...
Varsa eğer değerini bilmediğiniz zamanında,gurur yaptığınız abuk subuk şeylerden belki de kim bilir.Ya da farklı farklı hayatlarda gezindikten sonra,herşeye rağmen özlüyorsanız yine de onu...Lütfen bir kere daha düşünün!..
Ya da hala şans varsa ilişki devam ediyor halde ama gururunuz önde sizler arkada iseniz lütfen değecekse atın onu arkaya,siz ve sevdiğiniz yola devam edin tüm şeffaflığıyla aşkın,tüm dürütlüğü ile....

Şimdi ben 1001 gecenin son bölümünün etkisiyle yazıvermiştim bu yazımı.Ama,ben kendim için konuşmak gerekirse zaten her zaman aşkın;beyinle kalbin ayrılarak,bir görünür şekilde yola devam ediyor olduğunu düşünüyorum.Aslında,bende ayrıdırlar eğer aşıksam:))))

AŞK;TESLİM OLMAKTIR.GÜVENEREK,,İNANARAK YOLA DEVAM ETMEKTİR...Haaa diyorsanız aman ya çok biliyorsun sen şimdi,bizde yaptık zaten ama gördük işte aldık payımızı aşktan..Olsun,siz yaptınız mı? elinizden geleni sonuna kadar..İçiniz,vicdanınız rahat mı? O halde sorun yok..Ardınıza bakmadan yürüyün o halde,benim gibi:)))

İÇİMİZDE SAKLANAN MUTLULUK

İÇİMİZDE SAKLANAN MUTLULUK
Ben her zaman insanoğlunun en iyi terapistinin yine kendisi olduğuna inananlardanım. Biz insanların kendimize bile nankör olduğumuzu farkında mıyız?

Mesela harika bir ev yaptırıyoruz, muhteşem döşüyoruz, mutluyuz seviyoruz evimizi… Bir gün bir bakıyoruz ki 5 sene sonra o evimize bakan gözlerimiz sanki kör olmuş. Sıkılmışız evimizden, başka evlere bakar olmuşuz.. Halbuki bizim evimiz zaten harikaydı… Ama o bizim ya zaten sıkıldık, mutlu olmamızı gerektiren bir sebep iken artık sıkmış...

Veya büyük aşkla evleniyoruz, deli gibi seviyoruz....Yıllar sonra bir bakıyoruz tapulu mal olayına dönmüş ve gözler kaymaya başlamış başkalarına hafif hafif. Veya o da yetmemiş soruyorum size her gün dua eden kaç kişiyiz? Ve şükür eden? Yoksa başımız zora düşünce mi Allah diyenlerdensiniz...

Halbuki nefes aldığımız için, huzurlu olduğumuz için, sağlıklı olduğumuz için ve bunun gibi binlerce sebep için her gün mutlu olabiliriz. Mutlu olmak bizim içimizde saklı çünkü yeter ki onu çıkartmayı bilelim. Benim de sıkıntılarım yok mu? İnanın ki fazlasıyla mevcut. Ancak, her şeye rağmen, tüm zorluklarına rağmen hayatın yine de ufacık şeylerden bile mutlu olabiliyorum... Olmam gerekli. Eğer olmazsam,o tebessümü yaratacak bir küçük tılsımı bulmazsam, kötümser bakarsam ve pesimist yaşarsam o zaman bu hayat gerçekten de çekilmez olacaktır bana göre.

Etrafımda arkadaşlarım var evliler, mutlular, çocukları da var eşleri çok güzel ama hala akılları sokakta, gezmekte tozmakta, zamparalık yapmakta ve bana mutsuzum diyorlar. E be adam harika bir ailen var, muhteşem evladın ya da evlatların var, mutlu olman için sebep değil midir bu sence? Herkes huzuru ararken şu dünyada ne diye zorlaştırırsınız ki hayatı? Ufacık bir heyecan uğruna değecek mi üzmeye, üzülmeye....
İşte çok mutlu olmak da batıyor biz insanoğluna maalesef.

Ha gerçekten mutsuzsak elbette bitmeli evlilikler ben çocuk uğruna zorla huzursuz bir aile ortamına ne olursa olsun karşıyım. Mesela benim yine bazı arkadaşlarım var ne zaman konuşsak nasılsın derim cevap bir kere bile iyiyim olmamıştır...İnanın ruhumu karartıyor öyle insanlar benim!

Ya da yine bazı arkadaşlarım vardır; hayatlarında mutsuz olmalarını gerektirecek bir şey yok. Her şeyleri yerinde; sağlık, huzur, mutluluk, para, kariyer, dostluk, aile ne istersen tıkırında gidiyor maşallah... Ancak, mutsuz olmak için ufacık bile bir şey yaratabiliyorlar ne yazık ki... Ama bu niye biliyor musunuz? Doyumsuzuz biz insanoğlu, tatminsiz oluyoruz bir süre sonra hele ki her şey güzel olunca muhakkak bir arıza arıyoruz!

Şimdi sizlerle çok güzel bir hikaye paylaşmak istiyorum bu konuyla ilgili lütfen çok dikkatli okuyunuz. Eminim hepimize güzel bir şeyler hissettirecektir...

İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş... Hep şikayetçi hep bıkkınmış...
Bir gün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler.
" Saklayalım, zor bulsunlar. Zor buldukları için belki kıymetini bilirler " diyerek
başlamışlar tartışmaya. Sorun büyükmüş. Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü. Kimisi " Everest'in tepesine saklayalım " demiş, kimisi " Atlas Okyanusu'nun dibine" demiş."Tac Mahal'in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası, bir hastanenin yeni doğan odası,dondurma külahı, şarap şişesi,sigara paketi, lale bahçesi... "Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş... Derken meleklerden biri "İçlerine Saklayalım" demiş.

"Kimsenin aklına gelmez içine bakmak" İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış. Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor. Kolay kolay gülmüyor insanın yüzü...
Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk. Ne başkasının ekmeğinde, ne başkasının evinde, ne de başka bir şeyde. Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun.

Dilerim ki 2009 senesindeki tüm sıkıntılarımız eskide kalsın ve 2010 senesi bütün güzellikleri beraberinde getirsin! Her dileğinizin gerçek olacağı, sağlıklı, huzurlu ve mutlu nice nice seneler bizlerin olsun.

Sağlığımız ve huzurumuz yerinde, sevdiklerimiz dibimizde, paramız cebimizde, mutluluklar 2010'da elimizde olsun!

Bu haber 2759 kere okundu.

OĞULLARINA AŞIK ANNELER!

OĞULLARINA AŞIK ANNELER
Ne tuhaftır, genelde hep aynı hikaye ile mi karşılaşırız? Hep mi erkek annelerinde bir bağımlılık söz konusu olur?

Her anne evladına düşkündür. Her anne için kız,erkek evlat ayrımı yapılmadan her türlü fedakarlık yapılır. Çocuklar büyütülürken. Ancak nedense, erkek evlat sahibi olan, hele hele özellikle de birkaç erkek evladı olan, hiç kız çocuk sahibi olmamış anneler için daha farklı gözlemlerim oldu zaman içerisinde.

Baba, erkek evlatlar ve tek ana kraliçe olan saygıdeğer bir anne.

Tuhaf ama evlatlarına aşık olduklarından mıdır, yoksa "Hükümdarlık elden gidiveriyor, boynuz kulağı geçiyor, amanın geldi bu benim sahip olduğum kraliçe tahtıma mı yerleşecek " paniğinden midir anlamadım gitti. Yıllardır bu sebeple bozulan ne yuvalara, evlilikten dönen ilişkilere şahit oldum.

Nasıl bir gelin ya da gelin adayı tercih ederler diye sorsanız bu tarz annelere, emin olun onlar da bu sorunun cevabını verebilmiş değillerdir bence. Aslında kötü kalpleri mi vardır bu annelerin? Hayır, yoktur.

Tek sorun iç dünyalarındaki korkularından kaynaklanır. Kimisi obsesif derecede takıntılı olur, oğlunun ilişkilerinde baskın konumda yaşar. Eğer sevgilisi varsa, kazara güçlü bir karakter olduğunu sezinlerse, istemezse, dediğim gibi taht elden gidecek paniği (ki yoktur aslında öyle bir şey), ya da evli olan oğlunun dahi evliliğine karışacak kadar, huzurunu bozup, boşanmasına sebebiyet verebilecek kadar ilerletebilir bu durumu.

Bir dakika lütfen! Dikkat! Bunda tek suç aşık annelerde midir? ASLA! Bunun ayarını en önce yapabilmesi gereken, eşinin ya da sevgilisinin konumunu bilip, ailesine eşini, eşine de ailesini saydırabilmesiyle başlar her şeyin rutini.

Kısacası herkes yerini bilirse sorun olmayacağı kanısındayım aslında. Ama erkeğin eşini ya da sevgilisini de saydıramadığı, ilişkisini harcatmadığı, huzursuzluk silsilelerinden kimsenin etkilenmemesini sağlaması için en mühimi her şeyden evvel; tek başına dimdik ayaklarının sağlam şekilde yere basılmış olmasıdır. Zamanında ne aşıklar bildik, gördük; para için sevdiğinden vazgeçmek zorunda kaldılar.

Ne oldu? Ya da ne olacak ileride? Geleceği Allah bilir tabii ki. Ancak, bana göre değişen bir şey olmayacak. Çünkü, paylaşmak istemiyor bence bu tarz anneler evlatlarını. Oysa, hangi evlat annesine düşkünlüğünden vazgeçebilir ki? Eşin ya da sevgilinin yeri ayrıdır, annelerin yeri ayrı baştacı olacaktır.

Ama içgüdüsel panik bu gibi şeylere maalesef sebebiyet verebiliyor.

Ben de bir anneyim ve kızıma aşığım. Hayatımda yaptığım en doğru hareket anne olmaktır elbette! O benim her şeyim, yaşama gayem. Kaldı ki bence kız çocukları daha çok korunmaya, kollanmaya gereksinim duyarlar bence. Hoş bu devride kız,e rkek gözetmeksizin evlatlarımız korunmalıdır her zaman. Yersiz yaşanan bu huzursuzlukların yaşanmaması dileğiyle...

Sağlığınız ve huzurunuz yerinde, sevdikleriniz dibinizde, paranız cebinizde olsun.

Bu haber 2367 kere okundu.

JİGOLO İSTER MİYDİNİZ HANIMEFENDİ?:)

JİGOLO SİPARİŞ SİTESİ
Geçenlerde internette dolaşırken karşıma bir internet sitesi çıktı...Yalan yok oturdum saatlerce ağzım açık vaziyette inceledim.
Bu site "Jigolo sipariş" sitesiydi... Şaka gibi ama gerçekten de bu ve bu tarz sitelere inanılmaz talep olduğunu öğrendim sonrasında araştırınca. Ayrıca bu site erkekler için bir nevi işbulma kurumu gibi bir şey haline gelmiş.

Jigolo kimdir? Jigolo olmak için neler gerekiyor? diye bir başlık vardı... Okudum diyor ki; Jigolo (Dönemsel Partner) bayanlara yönelik dönemsel (günlük, gecelik, saatlik, part-time veya full-time) belirli bir meta, mal veya para karşılığında partnerlik hizmeti veren erkeklere denilir. Kendine ve performansına güvenen herkes jigolo olabilir. (Para işini bir derece anladım ama, mal karşılığı ne oluyor henüz çözmüş değilim.
İzmir'de o kadar çok varmış ki inanamadım!.....Vah diyorum vah...

Genellikle batı ülkelerinde gelişmiş ve kurumsal anlamda hizmet veren sektör haline gelen jigololuk ülkemizde de hızla yaygınlaşmaya başlamış. Doğru... Özellikle İstanbul ve İzmir baş sıralardaymış bu işte. Amanın! İnsan yakışıklı gördüğü her adamdan uyuz olacak artık resmen...

Özellikle bakımlı erkeklerin tercih edildiği jigololuk sektöründe atletik vücuda sahip olmak, cinsel performansın önemli ölcüde yüksek olduğu erkekler tarafından yapılması, jigolo hizmetini arz eden kişilerin tercihlerinin tetiklemesi olarak nitelendirilir."diyor.

Bu arada bu hizmetten yararlanabilmek için;verilen telefon numaralarından veya msn adresinden üyelik alıp, katalog sipariş etmek lazımmış... Ben buna cesaret edemedim ne me lazım tanıdık biri çıkarsa fena olur diye korktum. İşin tuhafı sitede diyor ki;bir erkek için yapılabilcek en eğlenceli,en zevkli iş ve bir de para kazanacaksınız ..
Hani daha ne istersin be adam der gibi halleri!

Gizlilik durumu nasıl oluyormuş diye bakınca; 3 kişilere asla bilgilerin verilmediğinin garantisini veriyor bu siteler. Peki hayal gücü ve paranoyası fazlasıyla gelişmiş kişi benim aklıma ilk gelen şey; 3 kişilere iletilmeyen profil bilgilerinin,daha sonrasında Jigolo kişi tarafından bir şantajla kadına süregelmeyeceğini nereden biliriz ki?
Ya da mesela zengin bir kadın var ortada,hayli de güzel bir kadın.. Ama heyecan seviyor veya yalnız..Kimbilir... Aradığını bulamamış diye düşünüyor bu kadın... Kimbilir....

Sushi sipariş eder gibi jigolo

Sipariş veriyor bir jigolo siteden,sanki eve sushi sipariş eder gibi yiyecek. Sonra ya aşık olurlarsa birbirlerine? ayyyy ne fena düşünmesi bile fena. Sonra tut ki evlendiniz bir jigolo ile,aşk bu ya... Olur mu olur... Anam bir bakıyorsunuz davetlerde yakın arkadaşlarınızla yakından tanışıyor kocanız...Daha evvelinde sipariş edilmiş meğersem.

İş bununla da bitmiyor,siparişi veren sadece bayanlar değil! Evli çiftlerden de ciddi talep varmış. Evliliklerine renk vermek amacıyla bu tarz talepler tercih eden,ultra modern(bana göre dejenere) çiftlerde bulunuyormuş. Mesela kadının birisi yorum kısmına;"eşimle birlikte bu şekilde bir heyecan yaşamaktan son derece memnun kaldık.İlk fırsatta yine sipariş etmek istiyorum" yazmış. He babam he!....Nasıl iş anlamadım gerçekten.

Zaten ben,neler duyuyorum neler? hele hele İzmir'in o hani mutlu çiftleriyle alakalı. Siz "swinger club" nedir biliyor musunuz? Ben de yeni öğrendim ne olduğunu. Meğersem İstanbul'da bir kulüp varmış ve İzmir'den bir çok sözde saygın işadamı, eşleriyle bu kulüplere üyeymiş. Hatta İzmir'e o kadar gelen oluyormuş ki İstanbul'daki kulüp üyelerinden....İnanılır gibi değilmiş... Ne mi oluyormuş bu kulüpte?

Efendim üye oluyorsunuz,maksimum 2 kere olmak şartıyla eş değişimi yapıyor,evliliğinizi kurtarıyormuşsunuz monotonluktan... Hay Allah'ım ya! Maksimum 2 olma sebebi ise kazara aşık olmasın eşler diyeymiş... Pes diyorum. Ben aşık olacağım,evleneceğim ve kocamı başkasıyla paylaşacağım. Sebep; evlilik uzun vadeli olsunmuş, heyecan olsunmuş.

Hade Allah aşkına sapık mısınız ya. Sonra aynı evin içerisine girince nasıl yüzyüze bakabiliyorsunuz? nasıl evlatlarınızın yüzüne bakıyorsunuz? nasıl "Aynaya bakabiliyoruz ve biz mutlu biz çiftiz" diyebiliyorsunuz. Ben; yalnız kalmayı, gerekirse asla evlenmemeyi de tercih edebilirim böyle dejenere bir yaşam yaşamaktansa!

Bugün bir kız arkadaşım bana bir hikaye anlattı konuyla gerçekten örtüşüyor olsa gerek... Paylaşmak istiyorum sizinle de müsadenizle. Yıllar evvel biniciliğe merak salan bu kız arkadaşım,hep aynı sakin atı tercih edermiş Atlıspor kulübünde.Binicilikte huyunu bilmek en önemli şeydir zaten atın. Fakat hep bindiği,tanıdığı bu sakin huylu atın birgün manejde deliye döndüğüne şahit olmuş... At, resmen sanki intihar edercesine ayaklarını kırmayı göze alarak tekmeler atıyormuş her yere.

Arkadaşım sormuş seyisine; nesi var? ne oldu bu ata? Bu kadar sakindir yıllardır da ne oldu? Doping falan mı yapıldı? ne oldu anlatın demiş. Seyis; Hanımefendi malesef eşini çiftleşmeye götürdüklerini farkında ve deliye döndü ondan yapıyor böyle, paylaşamıyor haklı olarak!

İşte ne asil bir hayvandır ki at bile eşini başkasıyla paylaşamıyorken, hale bakın!... Bir at kadar olamıyor bizim erkeklerimizin bazıları,k adınlarımızın bazıları!

Yazık gerçekten de çok yazık!


Eşiniz, huzurunuz dibinizde, sağlığınız yerinde, paranız cebinizde olsun!

Bu haber 3875 kere okundu.